Babil Mitolojisi Tanrıları ve Tanrıçaları İsimleri, Görevleri


Babil Mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları ve Babil’in en eski dönem hakkında çok az bilgiye sahip olunmuştur. Babil şehrinin kralı ve kurucusu tam olarak bilinmemekle beraber Babil isminin Sümer kökünden gelmesinden dolayı şehri oluşturanların Sümerler olduğu tahmin edilmektedir. Dicle ve Fırat ırmakları arasında kalan bölgeyi anlatan coğrafi bölge Mezopotamya ismi ile bilinmektedir.

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları
Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları

Yeni kurulan Babil’in değer ve önem kazanması zaman almıştır. Tam anlamı ile öneme sahip olması 1. Babil sülalesi dönemidir. Bu sülalenin hakimiyetinin sona ermesi üzerine Babil’de Asur krallarının hakimiyeti başlamıştır. Asur krallığının da sona ermesinden sonra Babil’de yeni Babil ismi ile bilinen yeni bir sülale hakimiyet kurmuştur.

Bu yeni sülalenin egemenliği kısa sürmesine rağmen oldukça parlak bir dönem yaşamıştır. Babai topluluğu genel anlamda aydın kesimden oluşmuş ve sanata çok önem vermişlerdir. Babiller’in kendi tanrısı olan Marduk yaradılışın ve efsane haline gelen tufanın günümüz hali ile yeniden işlemişlerdir. Babil mitosları genel olarak Babilanya’dan çıkmış olup daha sonrasında Sümer’de Sami haline dönüşmüş halini temsil etmektedir. Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında en önemli olan Tanrı Marduk’tur.

Babil Tanrıları ve Tanrıçaları

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları uzun bir dönem Mezopotamya topraklarında popüler olmuştur. Babil tanrıları isimleri Sümer Mitolojisine dayanmaktadır. Babil tanrıları isimleri ve görevleri kısaca aşağıdaki gibidir;

  • Tiamat (Babil) : Ulu tanrıça ya da ana tanrıça olarak bilinmektedir, yaşamı besleyen, Apsu’nun karısıdır, Anisar ve Kiasari’nın annesidir, tuzlu suların efendisidir. Toprak Anadır.
  • Apsu (Babil) : Tiamat’ın kocası, Ansar ve Kisar’ın babasıdır, tüm tanrıların ve aynı zamanda tatlı sularında efendisidir.
  • Mummu : Tiamat ve Apsu’nun oğludur, sislerin tanrısı olarak bilinmektedir.
  • Ansar : Tiamat ve Apsu’nun oğludur, Kisar’ın abi ve kocasıdır.
  • Kisar : Tiamat ve Apsu’nun kızıdır, Ansar’ın kız kardeşi ya da karısı olarak bilinmektedir.
  • Anu [An] : Ansar ve Kisar’ın birlikteliğinden dünyaya gelen oğludur.
  • Nintu [Ki] : Erkek egemenliğinde olan yaratılış söyleminde yer almamıştır. Burada Anu’nun karısı ve buna ilave olarak Enlil’in akrabaları yer almamıştr.
  • Enlil : Yeryüzünün ve gökyüzünün arasında kalan havanın tanrısı olmuştur.
  • İştar : Nintu gibi,erkek egemenliğinde olan yaratılış söyleminde yer almamıştır.
  • Ea : Anu’nun oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Damnika’nın kocasıdır. Tanrı Marduk’un babası ve Apsu’dan daha sonra gelen tüm tanrıların ve tatlı sularında efendisi olmuştur.
  • Damninka : Ea’nın karısıdır. Ve tanrı Marduk’un annesidir.
  • Marduk : Ea ve Damninka’nın oğlu olarak dünyaya gelmiştir, en akıllı ve en yetenekli tanrı olarak bilinmiştir. Bu özelliği onu tüm tanrıların efendisi yapmıştır.
  • Kingu : Marduk’un karşısında yer alıp Tiamat’ın tüm güçlerini yönetir.
  • Sini : Ay tanrısıdır, Dünyaya getirdiği Şamaş’ın babasıdır.
  • Şamaş : Sin’in oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Güneş tanrısıdır, zayıfları, haksızlığa uğrayanları ve gezginleri korumuştur.
  • Nergal : Güneş tanrısıdır. Bununla birlikte savaş, alev topu ve öldükten sonra gidilen diğer dünya ve doğa olayları ile ilişkilendirilmiştir.
  • Anşar ve Kişar : Babil mitolojisinde erkek ve dişi olan karakterler hem yerin hem de göğün ikiz ufukları olarak tabir ediliştir.
  • Ereşkiag : Yeraltı dünyasının tanrıçası. Kısırlık v kuraklığı temsil eder.

Babil Tanrısı Marduk

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında Marduk suların getirmiş olduğu bereketi temsil etmektedir. Ea’nın oğludur. İlk dönemlerde Marduk tarım tanrısıydı. Tarım tanrısı ile ilişkilendirildiğinde alameti Marrubel olmuştur. Tufan efsanesi ile tanrıların krallığını almış ve hakimiyetini kurmuştur.

Bu zaferi ile birlikte tanrılar Marduk’a rütbesinin üzerine elli rütbe daha vermişlerdir. Verilen elli rütbenin her biri ayrı bir özelliği temsil ediyordu, bundan dolayı Marduk gittikçe daha da güçlü bir hale gelmiş ve tam anlamı ile büyük bir tanrı olmuştur.

Büyük tanrıların kendileri has tabletleri bulunmaktadır. Fırtına kuşu bir gün bu tabletleri çalmıştır. Ancak Anu onları getirecek olana çok büyük bir kuvvet ve güç vaat etmiştir. Tabletleri geri almak için en güçlü tanrı olan ve rakibinin kafasını kırmış olan Marduk istemiştir. Ve istemekle kalmamış başarılıda olmuştur.

Başka bir olayda ise kötü ruhlar ay tanrısı olan Sin’e kızmışlardır. Şamaş, İştar, Adad’ı da kandırarak ay tanrısı Sin’in tüm ışığını kapatmışlardır. Anu ve Ea durumu öğrendiklerinde korkularından her ne kadar bir şey söyleyemeseler bile Marduk ay tanrısı olan Sin’e eski ışığını ve parlaklığını vermiştir.

Marduk tüm zamanı boyunca kötülüğün karşısında olmuştur. Genel tasvirleri incelendiğinde elinde bir kılıç ile büyük bir ejderi yere yıktığı an tasvir edilmektedir. Babil’in en bilinen ve en meşhur tapınağı olan Esagil’de Marduk ve eşi Sarpanit birlikte tasvir edilmiştir. Marduk için yapılmış olan törenler oldukça ilgi çekicidir. Her yıl aynı dönemde aynı tarihte tanrının yapılmış olan heykeli büyük bir kalabalık ve coşku ile Esagil’den dışarıya çıkarılıp Akitu kırlarına götürülmüş ve orada toplanan halka emanet edilmiştir. Daha sonrasında kutsal olan Fırat kıyılarından dönen tüm tanrıların Esagil’e geri dönmesi ile birlikte tam on gün bu törenler devam etmektedir.

Bu törenler tanrının ölümünü, dirilmesini ve evliliğini temsil etmektedir. Buna benzer olan kutlamalar büyük tanrılardan Anu, İştar, Nannar içinde yapılmıştır. Marduk’un başının üzerinde yer alan on tane hale yer almaktadır. Bu haleler parladığı için oldukça ürkütücü bir görüntü oluşturmuştur.

Sin

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında yıldız tanrılarından olan Sin Ay tanrısı olarak ilişkilendirildiğinden oldukça önemlidir. Güneş tanrısı olan Şamaş ve Merih yıldızı ise İştar’ın çocuklarıdır. Çünkü ışığın geceden çıktığı inanışı kabul edilmiştir.

Ay tanrısı olan Sin Ur kentinde Nannar ismini almıştır. Uzun ve lacivert tacından ve sakalından olayı oldukça yaşlı biri olarak betimlenmiştir. Her akşam sandalına bindiği ve ay şekline bürünüp insanoğluna gözükerek gökyüzüne doğru yol kat etmiştir.  Gökyüzünde ay olarak kaldığında bazen tam yuvarlak şeklinde olduğunda ona tanrının tacı da denilmektedir.

Bu değişimler ay tanrıçası Sin’i çok esrarengiz bir kimliğe sokmuştur. Karanlıkta her yere yaydığı ışık ile aydınlık veren Sin tüm kötülük yapmak isteyenlerin karşısında durup onlara engel olmuştur. Kötü ruhlar bu sebepten dolayı Sin’e isyan etmişlerdir.

Sin bunların yanı sıra zamanın bölücüsüdür ve oldukça zeki bir tanrıçadır. Her ayın son zamanları diğer tanrılar ay tanrısı Sin’den fikir almak için yanına gelmektedir. Eşinin ismi Ningal’dir. Şamaş ve İştar’ın dışında bir diğer oğlu da ateş tanrısı olan Nusku’dur.

Şamas

M.Ö. iki bin tarihinde dönemin kralı olan Hamurabi’ye 382 maddeden oluşan ve oldukça ünlü olan Hamurabi kanunlarını yazdırmıştır.

Şamas güneş tanrısıdır. Bazı efsanelerde bahsedildiğine göre Marduk ile karıştırılmıştır. Ancak Şamas doğu dağlarında oturmuş ve bulunduğu bölgeyi korumuştur. Her sabah akrep adamların açtığı kapıdan dışarıya çıkmıştır. Gökten geçmekte olan güneş arabasını batıda ki dağlara yaklaştırıp orada olan kapıdan içeri girmiş ve toprağın en derinliğinde kaybolmuştur.

Bu tanrının en büyük niteliklerinin başında cesaret ve güç gelmektedir. Bir diğer nitelikleri de kışı ve geceyi kaçıran niteliklerdir. Aydınlık üzerinde kurmuş olduğu hakimiyet onu özellikle adalet tanrısı olmasına sebep olmuştur. Adalet tanrısı olduğundan dolayı Şamas’a ait olan Babil’de ki tapınak günümüzde hala dünya hakiminin evi olarak bilinmektedir.

Şamas adaleti temsil etmenin yanı sıra kehaneti de temsil etmiş ve kehanet tanrısı olarak da bilinmiştir. Kahin niteliği taşıdığından dolayı gerçekleri söylemiş ve gerçeğin haberini vermiştir. Aya isminde bir eşi ve soyut tanrı olan iki çocuğu bulunmaktadır.

Kettu ve meşarru isimlerinde ki çocuklar adaleti ve hakkı temsil etmiştir. Yapılan betimlemelerde Şamas bir tahtta oturmuş ve omuzlarının üzerinden güneş ışıkları çıkmış olan bir erkek olarak çizilmiştir. Kafasında ki taçta dört adet çift boynuz bulunmaktadır. Sağ avucunda hakimiyet, hak ve adaletin temsili olan asa ve halka bulunmaktadır. Tanrı şamas’a özellikle Sippur kentinde tapılmıştır.

Tiamat

Babil’in yaratılış mitolojisinin yazılmış olduğu Enuma Eliş’te okyanusun başlangıç bölümünün kişiselleştirilmiş hali olarak anlatılan dişi ejderhanın ismidir. Aynı zamanda yeraltı sularının efendisi olan Apsu’nun da karısıdır.

Gökyüzü ve yeryüzü henüz daha var olmadan önce bir birliktelik yaşamış ve tanrılar soyunu dünyaya getirmişlerdir. İlk olarak Lahmu sonrasında Lahamu ve sonrasında Anşar ve de Kişar ile gökyüzü tanrısı olan Anu dünyaya gelmiştir. Nudimmud ya da Ea ismi ile bilinen bilgeliğin tanrısı ise tanrıların en büyüğü kabul edilen Anu’nun oğludur. Tanrıların yapmış olduğu gürültüden rahatsız olan Apsu uykusuzluk yaşamış ve bu şikayeti ile yavrularını öldürmek istemiştir. Tiamat eşini bu düşüncesinden vazgeçirmek için elinden geleni yapmış ancak başarılı olamamıştır.

Apsu’nun bu kararını duyan tanrılar ilk başlarda oldukça şaşırmışlardır. Ea sihirli sözcükler fısıldamış ve Apsu’nun derin bir uykuya dalmasını sağlamıştır. Derin bir uykuya dalan Apsu bağlandıktan sonra öldürülmüştür. Ea ile eşi Damkina’nın birlikteliğinden bir erkek çocuk Marduk dünyaya gelmiştir. Anu bu doğumun hediyesi olarak Marduk’a dört rüzgar kuvvetini hediye etmiştir.

Çocuk hediye edilen bu rüzgarlar ile oynarken Tiamat’ı rahatsız edince, Tiamat kızmış olduğu Marduk’a savaş açmıştır. Ve devamında 12 canavar doğurup bunları Qingu’nun hâkimiyetinde olarak düşmanının üzerinde göndertmiştir.

Tiamat sadece bununla kalmamış ilahi kanunların yazılı olduğu ve günlük hayatın düzenini sağlayan kader tabletini de Qingu’ya vermiştir. Tiamat’ın yaptıklarından sonra gücünden endişe duyan Ea tanrıların kralı olan Anşar’dan yardım istemiştir. Ea’nın vermiş olduğu emir ile Tiamat’ı durdurup engellemek için harekete geçilmiş ancak yapılan büyü düşmanının üzerinde etki etmemiştir.

Marduk ve Tiamat Hikayesi

En sonunda Ea Marduk’u yanına alarak tanrıların adına Tiamat’a savaş açılmasından farklı bir yol olmadığını söylemiştir. Bu durumun üzerine Marduk Tiamat’a yalnız başına meydan okumuş ve onu yenmeyi başarmıştır. Tiamat’ı bir ağın yardımı ile yakalamış ve yüzüne hastalık veren bir rüzgar üflemiştir. Düşmanını sersemleten Marduk karnına okları atıp kalbini sökmüştür.

Tiamat’ın işi bittikten sonra Qingu’yu bulmuş ve tüm tabletleri geri almayı başarmıştır. Marduk son olarak Tiamat’ın cesedini iki parçaya bölmüştür. Birinden gökyüzünü diğerinden ise yeryüzünü yaratmıştır. Gözlerinden Fırat ve Dicle nehirlerini bedeninde ki göğüslerinde de dağların oluşmasını sağlamıştır.

Tiamat’ın on iki canavarını da yenmiştir. Yendikten sonra bunları Apsu’nun yaşadığı yerin kapısının önüne heykel olarak dikmiş ve Quingu’yu son olarak öldürmüştür. İnsanoğlu Qingu’nun kanından oluşmuştur. Taimat, Tamtu ya da Tiawat isimlerinin yanı sıra İbranice dilinde sel ifadesi taşıyan Tchom olarak da bilinmiştir.

Apsu

Apsu Hem Sümerler de hem de Babiller de anlatılan mitolojide yeraltı sularının tatlı suyuna okyanusuna verilen isim olarak bilinmektedir. Göllerin, pınarların, nehirlerin, ırmakların, kuyuların ve bunun gibi birçok tatlı olan su kaynağını Apsu’dan aldığına inanılmıştır.

İnsanoğlu henüz yaratılmadan önce Sümer tanrısı olan Enki’nin Apsu’da yaşadığı tahmin edilmektedir. Eşi Damgalnuna’nın annesi Nammu’nun ve bir yaratığın daha bu Apsu’da yaşadığı düşünülmüştür. Eridu ve Enki tapınağı olarak da isimlendirilmiştir. Babilde ve Asur topraklarında olan tapınaktaki avlularında var olan kutsal su depolarının ismi de Apsu’dur.

Bazı rivayetlere göre İslam camilerinde olan yıkama havuzları ve Hristiyanların kiliselerinde vaftiz amacı ile bulunan pınarlarında ilk temeli Apsu’dur. Apsu Babil Mitoloji tarihinde Tiamat’ın eşidir. Ansar ve Kisar’ın babasıdır. Ve tüm tanrıların aynı zamanda tatlı sularında efendisi olmuştur. Mummu Tiamat ve Apsu’nun çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Sislerin tanrısıdır.

Mummu

Mummu tarih öncesi döneme ait tanrılardan ola Apsu ve Tiamat’ın vezir tanrısı olmuştur. Teknik olarak yeteneklerin tam anlamı ile vücut bulmuş halidir. Cismani bir şekle sahip olmasının yanı sıra Babil döneminin zanaat tanrısıdır.

Bir efsaneye göre tatlı su ruhu olan bir ruh ile dişi olan bir devden Mummu ismi ile bilinen ve ne olduğu hakkında tam olarak bilinmeyen bir varlık oluşmuştur. Mummu da bir dişi biri erkek olmak üzere topla iki yılan doğurmuştur. Bu yılanların dünya evine girmesi ile hem gök hem de yer meydana gelmiştir.

İnsanoğlu yaratılmış olan bu yeni evreni bir öküzün boynuzunu üzerinde olduğuna inanmışlardır. Bu öküzün bir taşın üzerinde durduğuna, taşın bir balığın omzunda olduğuna ve balığın suda olduğuna suyunda havada durduğuna inanmışlardır.

Anşar ve Kişar

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında erkek ve dişi olan karakterler hem yerin hem de göğün ikiz ufukları olarak tabir ediliştir. Yer altında yer alan ve derin tatlı sular ile ilişkilendirilen Apsu ile yer altı tuzlu suları ile ilişkilendirilen Tiamat’tan dünyaya gelen ikizler Lahmu ve lahamu’dan dünyaya geldiklerine inanılmıştır.

Anşar ve Kişar’ın birlikteliğinden de en büyük gök tanrı olan Anu dünyaya gelmiştir. Anşar’ın gökyüzünün tanrısı olduğuna Kişar’ın da en yüksek mertebede ki gök tanrısı olduğuna inanılmıştır. Gökyüzünün tanrısı Anşar, yeryüzünün de tanrıçası Kişar’dır. Anum, Enlil ve de Ea bu birliktelikten dünyaya gelmiş olan çocuklardır.

Anu

Sümer mitolojisinde, Akad mitolojisinde ve Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında hem göklerin tanrısı hem de tanrıların kralı olarak bilinmektedir. Anşar ve Kişar’ın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Savaş tanrısı olan İştar’ın kocasıdır. Yunan mitolojisinde Zeus kimse Babil mitolojisinde de Anu odur. Tanrıların tanrısı olarak geçmektedir.

Nergal

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları içinde bilinen tek güneş tanrısıdır. Bununla birlikte savaş, alev topu ve öldükten sonra gidilen diğer dünya ve doğa olayları ile ilişkilendirilmiştir. Hemen hemen tüm Mezopotamya ulusları tarafından tapılmıştır.

Enlil

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında yeryüzü ve gökyüzünün tam arasında kalan havanın tanrısıdır. Enlil Anşar ve Kişar’ın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Enlil ve eşi olan Ninlil’in gök tanrıçası olan İnanna, fırtına tanrısı olan Adad, ay tanrısı olan Sin, yer altı aleminin tanrısı olan Nergal, savaş tanrısı olan Ninurta, ateş tanrısı olan Nuska, güneş tanrısı olan Şamaş, savaş tanrısı olan Zababa ve su yollarının kontrolünü ve denetimini yapan Ennugi isimlerinde çocukları olmuştur.

İştar

Mezopotamya coğrafyasında savaşın ve cinselliğin tanrıçasıdır. Batı Samilerinde ise Astarte ismini taşıyan tanrıçanın Babil mitolojisinde ki karşılığıdır. Büyük ve değerli bir tanrıça olan İnanna da zaman içerisinde iştar ile özdeşleştirilmiştir. Ancak İnanna’nın Sami temelinden geldiği çok net olarak belli değildir. Daha güçlü olasılık ile aralarında bulunan benzerlikten dolayı sami kökeni ile bir benzerlik kurulmuştur.

İran halkı onu Anahita ismi ile bilmişler ve benimsemişlerdir. Fenike halkı ise Aştar ya da Aşoret ismi ile tanımıştır. Asurlular için Aştart ismi ile bilinmiştir ve ona tapmışlardır. İştar’ın kişiliğinde birçok geleneğin bir araya gelip birleştiği görülmektedir. Bazen gök tanrısı An’ın kızı bazen de eşidir. Rivayet edilen diğer söylemlere göre ise Ay tanrısı olan Sin’in ya da rüzgar tanrısı olan Enlil’in kızı olarak dünyaya gelmiştir. Bazı yazıtlarda Şamaş’ın kız kardeşi olduğu da yazılmıştır.

Cehennem tanrıçası olan Ereşkiag’in kardeşi olduğu bilinmektedir. Yer alan bazı kaynaklarda ise tanrı olan Temmuz’un annesi ya da eşi ya da tam olarak bilinmemekle birlikte karısıdır. İlk etaplarda ambar ile ilişkilendirilmiş ve hurmanın, yünün ve etin tanrıçası olarak görülmüştür. Taşıdığı simge ambar kapısıdır. Bunların dışında yağmur ve ve fırtınanın da tanrıçası olduğu için gök tanrısı olan An’la da bir ilişki kurulmuştur. Kükremesi tam anlamı ile bir gök gürültüsüne benzediği için tam yanında bir aslan ile birlikte tasvir edilmiştir. Savaşlarda ki gücünden dolayı büyük olasılık ile fırtınalarda ki gücünden kaynaklanmıştır.

İştar bunların dışında birde bereketi simgelemekteydi. Hurma ağaçlarının büyümesini ve daha verimli olmasını sağlayan tanrıça Dumuzi Amauşuumgalana’nın eşi ambarların tanrıçası olduğundan dolayı, bir eş ya da bir anne kimliği ile değil daha çok gençliği ve güzelliği ile tanımlanmaktadır. Kimi zaman hurma ağaçlarının hanımı olarak da bilinmektedir.

Ea

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında Ea dünyanın efendisi ve Mezopotamya’nın su tanrısıdır. Önceki zamanlarda Eridu şehrinin yerel bir tanrısıdır. Yeraltında olan tatlı sular ile ilişkilendirilen Apsu’nun efendisi olarak büyük ve değerli bir tanrı konumuna gelmiştir.

Babil mitolojisinde ki inançlarda dünyanın ana öğesi hiç tartışmasız su olmuştur. Daha açık bir ifade ile gök, toprak ve su olarak üç ana başlığa ayrılmıştır ve bunlarında hepsinin temel yaratıcı öğesi olarak suya tapmışlar. Bu sebepten dolayı Ea büyük, değerli ve yaratıcı özelliği olan bir tanrıdır. Hem göğü hem de torağı o var etmiştir. Tüm yaşam kaynağı su ile ilişkilendirildiğinden dolayı bolluk ile de arasında bir ilişki kurulmuştur. Sümer efsanesi olan Enki ve dünyanın düzeni isimli efsanede Ea’nın ülkelerin sınırlarını belirlediği ve bu görevi ona tanrıların verdiğinden bahsedilmiştir. (Enki Sümer mitoloji tarihinde Ea’nın ismidir.) yer alan başka bir Sümer efsanesine göre ise Enki insanoğlunu tanrıların kölesi haline getiren bir yaratıcı olmuştur.

Ea arınma ve temizlenme ayininin tanrısı olarak da bilinmektedir. Ayinlerde kullanılan arınma, temizlenme suyuna Ea’nın suyu ismi verilmiştir. Bu sudan her kim hasta içerse şifa bulacağına ve gücü olmayan güçsüzlerin de eski güçlerine geri kavuşacağına inanılmıştır.

Ea aynı zamanda büyü ve sihir sanatının da yöneticisi olmuştur. Bazı hikayelerde objelere şekil ve biçim veren tanrı olarak ifade edildiği için zanaatkarlar tarafından koruyucu tanrı olarak kabul edilmiştir. Kralın baş danışmanı olduğu da inanılan bilgiler arasında yer almaktadır. Ea’nın çok güçlü olmadığına inanılmıştır ancak buna rağmen bilge tanrı olarak kabul görmüştür. Babil mitolojisinin ulusal ve büyük tanrısı olan Marduk’un babası olduğu için mitoloji tarihinde önemli bir yer sahip olmuştur.

Damninka

Hakkında çok faza bilgi bulunmamakla birlikte Ea’nın eşi olduğu ve Babil mitoloji tarihinde önemli bir yere sahip olan Marduk’un annesi olduğu bilinmektedir.

Kingu

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında devlerin ve canavarların başında yer alan ordu komutanı Kingu’dur. Torunlarına kızmış olan Tiamat devlerden ve canavarlar oluşturduğu bir orduyu tanrıların üzerine salmıştır. Bu ordunun başına geçirdiği korkunç ve oldukça ürkütücü olan Kingu’ya kaderin tüm iplerini teslim etmiştir. Tanrılarda bu durumdan kurtulmak ve yardım istemek için tanrı Marduk’a başvurmuşlardır. Marduk’u başkomutan yapıp bu durumdan kurtulmak istemişlerdir. Marduk tüm devleri yakalamış ve cehennemin derinliklerine göndermiştir. Kaderin iplerini de tekrar Kingu’dan almış kendi boynuna geçirmiştir. Marduk efsanesi böylelikle başlamış olur.

Babil Mitolojisine Göre Evrenin Yaratılışı

İngiliz arkeologlar tarafından 1845 senesinde yapılan Irak topraklarının Ninova bölgesinde yapılan kazılarda yedi adet olan ve kil tabletin üzerine çivi yazısı ile yazılmış Enuma Elis destanı ortaya çıkmıştır.

Tabletlerin Keşfi

Bu tabletler M.Ö. 688 ve 627 senesi arasında ki dönemlerde hakimiyet kurmuş olan Kral Asurbanipal’e ait kütüphanenindir. Ninaova’nın çokta uzağında olmayan Ashur’da yapılan arkeolojik Alman kazılar 1902 senesinde başlamış bu kazıların sonucu olarak Babillerin kutsal ve büyük tanrısı olan Marduk’un isminin yerine, Asurluların kutsal tanrısı Ashur’un isminin dışında tamamı ile aynı olan Enuma Elis’in farklı bir değişkesi ortaya çıkmıştır. Böylece ortaya çıkan bu destanın Babillerin olduğu kadar Asurlularında olduğu ve her ikisi içinde değer ve önem taşıdığı ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan tabletler M.Ö. 1000 senelerine kadar gitmesine rağmen içeriğinde yer alanlar ve tabletin biçimi ile üzerinde anlatılan hikayenin M.Ö. 1900 senesine kadar giden eski dönemlerde de var olabileceği ortaya çıkmıştır. Babil M.Ö. 1686 senesine değin hakimiyeti altına tutup yöneten Hamurabi’nin ünlü olan kanunlar topluluğunun hemen girişinde Hem Enuma Elis, hem de Marduk’un ismi geçmiş ve onlardan bahsetmiştir. Giriş kısmında yer alan ifade şu şekilde yer almaktadır;

’Tanrıların Kralı Enum ile göklerin ve yeryüzünün efendisi ve ülkenin kaderini belirleyen tanrı olan Enlil’in, Marduk’u tanrılar arasında üstün kıldıkları, daha sonra ona Enlil’in tüm insanlar üzerindeki krallık görevini verdikleri ve sonunda Babil’i dünya devletleri arasında üstün kıldıkları zaman Enum ve Enlil beni, dindar ve Tanrı’dan korkan Hammurabi’yi, ülkenin üzerinde adaletin bir güneş gibi parlamasını sağlayarak ve böylece kötü olan her şeyi yok ederek insanların hayatlarını zenginleştirmiştir.’’

Enuma Elis

Babil’de her yıl sonbaharın gelişini simgelemek için tam olarak on gün sürek yeni yıl festivalinde Enuma Elis’in tamamı huşu içinde okunur ve tamamı oradaki insanlara dramatilize edilmiştir. O dönemin halkı için tatil büyük bir önem taşımaktaydı. Bunun sebebinin başında ise yeryüzü üzerinde olması gereken düzenin yeniden kurulması, hayata yenilik katılması ve yeni gelen yıl tüm inşaların kaderini belirleyen büyük bir olay olarak görmüşlerdir. Dönemi araştıran bilim adamları Babil halkının Enuma Elis’te bahsedilen kaosun ve deniz güçlerinin arasında olan büyük savaşın pandomim ile betimlenip anlatıldığına inanmaktadırlar.

Marduk Nedir? Tanrı Marduk

Babil mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları arasında Marduk’un kurtulduğu güne dek Babil sokaklarında kötülük ve düzensizlik gezmiştir. İlerleyen zaman içerisinde Marduk Tiamat’ın ve ona ait olan şeytani kuvvet ve güçlerine karşılık tüm tanrıların gücünü simgeleyen tanrı olarak bir törene önder olmuştur.

Marduk Tiamat’ı ve ona ait olan isyankar olan tüm güçleri alaycı bir durum ile büyük bir hezimete uğratmıştır. Evren üzerinde yeniden düzeni ve iyiliği kuran Marduk’un suretini Babil halkı tüm sokaklarında büyük şölenler ve tören düzenleyip onu karşılamışlardır. Bu törenlerin vasıtası ile Babil halkı kaderlerinin üzerinde hakimiyet kurmuş olan tanrıların üzerinde etki etmeyi, bereketli bir yıl geçirmeyi, iyiliklerle dolu ve bolluk içerisinde bir yaşam sürmek için tanrıları ikna etmeyi düşünmüşlerdir.

Bunun yanı sıra Babil halkı Fırat ve Dicle nehirlerinin üzerinde hakimiyet kuran sihirli bir kuvvet ve gücün sahibi olduğunu da tahmin etmişlerdir. Bu nehirler hemen hemen her sene yaşadıkları yerin kıyılarına kadar gelmiş ve bölge halkının yaşamış olduğu yerler büyük tufanlarla harap bir hale getirmiştir.

Bölgede yaşamış olan insanlar dramatizasyon ve sihir, büyü gibi güçleri yaşadıkları bu büyük tufanların önlenmesi ve yaşanmaması içinde kullanmışlardır. Tanrı Marduk söylen tarafından bizzat onurlandırıldığı için bununla birlikte yeryüzünü yaratan, kaosun içerisinden bir düzen kuran Babil’in koruyucu tanrısı olan ve tanrıların dünya üzerinde yaşadığı yer olan Marduk tapınağının da olduğu Babil kenti de tam anlamı ile onurlandırılmış olmuştur. Böylelikle sdini, siyasi, dünyevi görüşlerini bir araya getirip birleştirmiştir.

Yeni yıl tatili ile bölgede yaşayan insanların kaderini belirlendiği gibi Babillerin yönetiminin siyasi kaderinin de belirlendiğine inanmaktadır orada yaşayan insanlar. Bu durumdan dolayı Enuma Elis bir yaratılış ifadesinden çok daha fazlasını ortaya koymaktadır. Babiller Sümerlere ait geleneksel olan yaratılış söylemini almışlardır. Ve onu yeni, yerel, dini ve siyasi amaçlarda kullanmak için yeniden değiştirip şekil vermişlerdir.

Yeryüzünün yaratılış hikayesinin açıklanması yıldırım tanrısı olan Marduk’un büyük iktidara ulaşması ve onu dünya üzerinde ki kenti olan Babil’in övülmesi hikayesine dönmüştür.

Sümer Tanrıları ve Babil Tanrıları Kıyaslaması

  • Tiamat (Babil) : Ulu tanrıça ya da ana tanrıça olarak bilinmektedir, yaşamı besleyen, Apsu’nun karısıdır, Anisar ve Kiasari’nın annesidir, tuzlu suların efendisidir. Toprak Anadır.
    Tiamat (Sümer):Nintu(Ki)nin karşılığı olarak ifade edilmiştir.
  • Apsu (Babil) : Tiamat’ın kocası, Ansar ve Kisar’ın babasıdır, tüm tanrıların ve aynı zamanda tatlı sularında efendisidir.
    Apsu (Sümer): Anu(An)’in karşılığı olarak ifade edilmektedir.
  • Mummu (Babil): Tiamat ve Apsu’nun oğludur, sislerin tanrısı olarak bilinmektedir.
    Mumnu (Sümer): karşılığı yoktur.
  • Ansar (Babil): Tiamat ve Apsu’nun oğludur, Kisar’ın abi ve kocasıdır.
    Ansar (Sümer) karşılığı yoktur.
  • Kisar (Babil): Tiamat ve Apsu’nun kızıdır, Ansar’ın kız kardeşi ya da karısı olarak bilinmektedir.
    Kisar (Sümer): karşılığı yoktur.
  • Anu [An](Babil): Ansar ve Kisar’ın birlikteliğinden dünyaya gelen oğludur.
    Anu (Sümer): Nintu’nun kocasıdır, tüm tanrıların hem babası hem de efendisidir. Her ikisinde de gökyüzü tanrısı olarak ifade edilmektedir.
  • Nintu [Ki](Babil): Erkek egemenliğinde olan yaratılış söyleminde yer almamıştır. Burada Anu’nun karısı ve buna ilave olarak Enlil’in akrabaları yer almamıştr.
    Nintu (Sümer): Tiamat gibi ulu tanrıça ya da ana tanrıça, Anu’nun karısıdır, tüm tanrıların anası olarak ifade edilmiş ve ilk insanı çamurdan yaratıp dünyaya getirmiştir.
  • Enlil (Babil): Yeryüzünün ve gökyüzünün arasında kalan havanın tanrısı olmuştur.
    Enlil (Sümer): Anun ve Nintu’nun oğlu olarak dünyaya gelmiştir, Hava ve tarım tanrısı olarak bilinmiştir. Anu ile birlikte tanrıların efendisi olarak varlığını sürdürmüştür.
  • Ea (Babil): Anu’nun oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Damnika’nın kocasıdır. Tanrı Marduk’un babası ve Apsu’dan daha sonra gelen tüm tanrıların ve tatlı sularında efendisi olmuştur.
    Ea (Sümer): Ana,Nintu,yeryüzünün efendisidir. Her ikisi de de yaratıcı olan zekanın, aklın, mantığın ve tüm sanatın ve zanaatkarların tanrısı olmuştur.
  • Damninka (Babil): Ea’nın karısıdır. Ve tanrı Marduk’un annesidir.
    Damninka (Sümer): karşılığı yoktur.
  • Marduk (Babil): Ea ve Damninka’nın oğlu olarak dünyaya gelmiştir, en akıllı ve en yetenekli tanrı olarak bilinmiştir. Bu özelliği onu tüm tanrıların efendisi yapmıştır.
    Marduk (Sümer): Anu ve Enlil’in karşılığı olarak bilinmektedir. Babil mitoloji tarihinde çok önemli bir yere sahip olmuştur.
  • Kingu (Babil): Marduk’un karşısında yer alıp Tiamat’ın tüm güçlerini yönetir.
    Kingu (Sümer): karşılığı yoktur.
  • Sini (Babil ve Sümer): AY tanrısıdır, Dünyaya getirdiği Şamaş’ın babasıdır.
  • Şamaş (Babil ve Sümer): Sin’in oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Güneş tanrısıdır, zayıfları, haksızlığa uğrayanları ve gezginleri korumuştur.
  • İştar (Babil): Nintu gibi, erkek egemenliğinde olan yaratılış söyleminde yer almamıştır.
  • İştar (Sümer):Önce Anu’nun daha sonra Sin’in kızı olarak dünyaya gelmiştir. Ulu tanrıça ya da ana tanrıçadır, aşkın ve savaşın tanrıçası olarak bilinmiştir.

 

Kaynaklar;

oracc.museum.upenn.edu

www.ancient.eu

en.wikipedia.org

Babylonian Mythology by Don Dardo


Arkadaşlarınızla paylaşın!

93
93 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish