Babil Mitolojisi Yaratılış Efsanesi


Babil Mitolojisi Yaratılış Efsanesi ile ilgili İlk etapta yalnızca su ve üzerinde yer alan sis tabakası mevcuttur. İlk önce baba Apsu yeryüzüne çıkmış ve tatlı tüm suların efendisi olmuştur. Sonrasında ana Taimat yeryüzüne çıkmış o da tuzlu olan tüm suları hakimiyeti altına almıştır. Ve tatlı ve tuzlu su ikisi bir arada akmıştır. İkisinin birlikteliğinden dünyaya gelen Mumnu suların kaplamış olduğu sislerin içerisinde yer almıştır.

Babil mitolojisi yaratılış efsanesine göre ilk başta ne yukarıda olan gökler ne de dünya tam anlamı ile ortaya çıkmamıştır. Suların üzerini kaplayan ne bataklık ne de otlak olan araziler bulunuyordu. Ve hala daha kamışlardan örülen o barınaklar o dönem daha yapılmamıştı. Hemen sonrasında Apsu’nun tatlı sular içerisinde Taimat’ın da tuzlu sular içerisinde Ansar ve Kişar biçimlenip şekillenmiş ve bu sulardan dışarıya yeryüzüne çıkmışlardır.

Babil mitolojisi yaratılış efsanesi | Shamash Tableti
Babil mitolojisi yaratılış efsanesi | Shamash Tableti

Ansar ve Kişar göklerin tanrısı olarak kişileştirilen Anu’nun ailesi olarak dünyaya gelmiştir. Daha sonra ise Anu Ea’nın babası olmuştur. Diğerlerinden çok daha akıllı, mantıklı, kuvvetli ve güçlü olduğundan ve sihir kullanma becerisi çok iyi olduğundan dolayı Ea hem büyükbabasını hem de babasını zaman içerisinde geçmiştir.

Babil Mitolojisine göre Ea çok büyük bir tanrı olmuştur. Yeryüzünde rakibi olmayan tanrıların başında gelmektedir. Genç olan tanrılar ile beraber çok güzel dönemler geçirmiştir. Bu genç tanrılar hem asi hem de oldukça başlarına buyruk olduklarından dolayı bu durum Tiamat’ın gözünden kaçmamış ve onu rahatsız etmiştir.

Karı Koca Kavgası

Zaman ilerledikçe Ana tanrıça bu genç tanrıların davranışlarından hoşlanmamaya ve nefret etmeye başlamıştır. Nefret etmesine rağmen onlara karşı nasıl bir yaklaşım izleyeceğini de bilememiştir. Apsu’dan genç tanrılar ile konuşmasını istemiştir.

Apsu bunu denediğinde Apsu’yu çok dikkate almamışlardır. Daha sonrasında Apsu, Tiamat ve Mumnu bu problemi çözmek için bir araya gelmişlerdir. Apsu bir araya geldiklerinde şöyle bir cümle kurmuştur;

Tanrıların davranışlarına tahammül edemiyorum ! Gece ve gündüz hiç durmadan yaygara yapıyorlar ve hiç uyuyamıyorum. Umutsuzca huzura ve sessizliğe ihtiyacım var. Eğer benim ricalarımı dinlemezlerse, gürültülerini yapabileceğim tek şekilde, yani onları yok ederek durdurmak zorunda kalacağım.”

Kocasının bu sözleri Tiamat’ı oldukça sinirlendirmiştir. Ve ona şu cümleler ile karşılık vermiştir;

Apsu, neler hissettiğini çok iyi anlıyorum. Biliyorsun ben de ayni sorundan yakınmıştım. Ama yine de senin çözümün çok zalimce! Kendi yarattığımız çocuklarımı yok edeceğiz? Davranışları kaba ve oyunları çok can sıkıcıdır, fakat yine de anlayışlı olmayı denemeliymişiz.”

Bunun yanı sıra Mumnu Apsu’nun yanında yer alarak şu cümleler ile ona destek olmuştur;

Tiamat’ın bu konudaki fikirlerini dikkate almamanızı öneriyorum, planınızı uygulayın ve otoritenize karşı geldikleri için tanrıları yok edin. Gece ve gündüz, emirlerinize karşı itaatsizlik ediyorlar ve davranışları sizde huzursuzluk bırakmıyor.”

Mumnu’nun kafasının içerisinden geçen şeytani programı beğendiğinden Apsu’nun yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmıştır. Ancak Apsu’nun ve onların karşısında yer alan tanrıların planlarını genç tanrılar çok geçmeden öğrenmişlerdir. Haberi ilk öğrendiklerinde bir süre gözyaşı dökmüşlerdir. Daha sonrasında bu durumu kabullenip kaderlerine karşı gelmemeyi kabul etmişlerdir.

Marduk’un Doğumu

Ancak genç tanrıları içerisinde en akıllısı en zekisi ve en marifetlisi olan Ea, Apsu ve onun yanında yer alan Mumnu’nun yaptığı planı alt üst etmenin bir yolunu bulmuştur. İlk olarak tanrıları koruyabilmek için büyük ve sihirli bir çember oluşturdu ve daha sonra tanrıları bu çemberin içerisine aldı. Tanrılar Apsu’nun karanlık ve derin sularına doğru onu uzun ve derin bir uykuya daldıracak olan ve Mumnu’nun da kuvvetsiz ve güçsüz olmasını sağlayacak bir sihir okumaya başladılar. Son olarak Apsu’yu büyük bir zincire sıkıca bağladılar ve başının üzerinde yer alan tacı ve onunda üzerinde yer alan ışık halkasını ondan alıp Ea kendi başının üzerine koydu. Son olarak Ea ve Damninka tüm tanrıların en kabiliyetlisi ve zekisi olan Marduk’un anne ve baba olarak ailesi olmuşlardır.

Bir yetişkin olarak dünyaya gelen Marduk tam anlamı ile bir lider görünümüne sahip olmuştur. Ea oğlunu gördüğü anda Marduk’un gücü ve kuvveti karşısında büyük bir memnuniyet duymuştur. Ea tanrı marduk’u hem görünüşü bakımından hem de gücü ve kuvveti bakımından diğer tüm tanrıların üzerinde tutmuştur.

Marduk’un yüzünde her şeyi çok daha net ve daha detaylı görebilmesi için dört adet göz bulunuyordu. Dört gözün dışında yüzünde dört adet de kulak bulunuyordu. Bu dört kulağı sayesinde her şeyi en ince ayrıntısına kadar duyabilme özelliğine sahip olmuştur.

Marduk dudaklarını ne zaman kıpırdatmaya başlasa adeta ağzından alevler fışkırıyordu. Ea ise bu durum karşısında oğlunun göklerin adeta güneşi olduğunu dil getirip her yerde haykırıyordu. İşin aslına bakılacak olursa Marduk’un kafasının üzerinde hakikaten on adet kadar tanrı haresi bulunuyordu. Ve kafasının üzerinde ki hareler öyle ışıl ışıl parlıyordu ki ışıkların o parlaklığı Marduk’a korkunç bir görüntü veriyordu. Marduk’a bakanlar büyük bir dehşeti yaşarken aynı zamanda derin bir huzuru da bulmuşlardır.

Tanrıların Savaşı

Babil mitolojisi yaratılış efsanesine göre tanrı Anu kuzey rüzgarı, güney rüzgarı, doğu rüzgarı ve batı rüzgarı olmak üzere tüm rüzgarları yaratmış ve Tiamat’ın sularını alt üst etmesi için göndermiştir. Tanrılardan bazıları bu fırtınadan hoşnut olmamış ve acı çekmişlerdir. Kalplerinde büyük bir kötülük duygusu oluşmuştur. Kingu’nun liderliğinde annelerine şu cümleyi kurmuşlardır;

Ea ve ona yardım eden tanrılar babamız Apsu’yu öldürdüğünde, sen onlara bunu yapmaları için izin verdim. Simdi de Anu, seni rahatsız eden ve bizi hiç uyutmayan bu korkunç rüzgârları yarattı ve sen yine ona izin verdin. Uykusuzluktan gözlerimiz yorgun düştü. Hiçbir şey yapmadığına göre, görünen o ki bizleri sevmiyorsun! Biraz o tanrılarımız yok ettiğini kocanı ve Mumnu’yu düşün! Tamamen yapayalnız kaldın. Neden kendine gelmiyor ve onlara saldırarak Apsu ve Mumnu’nun İntikamını almıyorsun? Biz seni destekleyeceğiz.”

Tiamat bu sözleri duyduğu için çok memnun olmuştur. Bu cesaret verici cümleler onu adeta kendine getirmiştir. Ve karşılığında onlara şu yanıtı vermiştir.

Siz bana iyi bir tavsiyede bulundunuz. Bize yardım etmeleri için canavarlara yaratacağım ve o tanrılara karşı savaşacağız.

İsyan eden tanrılar tüm kızgınlarını ifade edebilmek aklından ve içlerinden geçen her şeyi dile getirmek için kendilerini çok özgür hissetmişlerdir. Ayaklanmalarını anlayabilmek adına gece gündüz demeden sürekli bir araya gelmiş ve mantık yürütmüşlerdir. Bu zaman diliminde Tiamat boş durmamış ve yılan canavarları ortaya çıkarmıştır.

Korkutucu Canavarlar

Bu yılanların bedenleri kan yerine ölümcül zehir ile doludur. Ve sayısız keskin ve çok uzun zehirli dişlere sahiptir. Bunların yanı sıra korkunç ejderhaları da yaratmıştır Tiamat. Bu ejderhaların bir şey yapmasına dahi gerek yoktu çünkü görenlerin ilk bakışta korkudan ölebilecek kadar korkunç olduğu söylenilmiştir. Tıpkı diğer tanrılar gibi bu ejderhalarında kafasının üzerine ışık halelerinden takmıştır. Tiamat toplamda her biri birbirinden daha korkunç olan on bir canavar yaratmıştır.

Canavarlarını yarattıktan sonra Tiamat Kingu’yu canavarlarının başına geçip onları komuta etmesini istemiştir. Kingu’ya ;

Sana büyü yaptım Kingu. Sana topluluktaki bütün tanrılara öğüt verme gücü verim. Sen simdi üstünlerin efendisi ve benim tek arkadaşımsın. Emirlerin ebedi ve sözlerin daim olacaktır.’’

Bu cümleleri Kingu’ya sarf ettikten sonra Kingu’nun boynuna kader tabletlerini geçirmiştir. Böylece Tiamat Apsu’nun başına gelenlerden dolayı onun intikamını alabilmek için kendi çocuklarına adeta savaş açmıştır.

Hiçbir şeyden asla korkmayan canavarlar Tiamat’ın yanında yer almışlardır. Tiamat kendi elleriyle yapmış olduğu canavar ordusuna bağırarak;

’Zehriniz düşmanlarınızın üstesinden gelsin.’’ diyerek haykırmıştır.

Babil Tanrılarının Çaresizliği

Ea Tiamat’ın ve Kingu’nun genç tanrılara karşı yapmış olduğu savaş hazırlığını duyunca hiç vakit kaybetmeden büyükbabası olan Ansar’ın yanında soluğu almıştır. Ve onu bu savaş konusunda uyarmıştır. Ansar durumu detayı ile öğrendiği anda büyük bir öfkeye kapılmıştır. Öfkenin yanında endişelenmeye de başlamıştır. Ansar Ea’ya şu cümleleri kurmuştur;

Ea, Apsu’yu öldürdün, simdi de Tiamat’ın kuvvetlerini önünde yürüyen Kingu’yu öldürmelisin.

Ea büyük babasının memnuniyetini ve hoşnutluğunu kazanmak için elinden gelenin çok daha fazlasını yapmıştır. Ancak Tiamat’ı ve onun yanında yer alan canavar ordusunu görünce kalbinde büyük bir dehşet oluşmuş ve onlarla savaşabilecek gücü, kuvveti ve cesareti kendi bulamamıştır. Korkaklığından büyük bir utanç duyarak geri adım atmıştır. Ve büyükbabası Ansar’ın yanında soluğu almıştır. Ansar’a;

Tiamat, Kingu ve Tiamat’ın canavar yılanları asla büyülerine karşılık vermeyecekler. Onlar benden çok daha güçlüler.” Demiştir.

Bu haykırışın üzerine Ansar torunu Ea’ya dönerek; “Sen hem cesur, hem de güçlüsün. Tiamat’a karşı çık. Eminim ki Kingu’nun saldırısına karşı koyabilirsin” demiştir.

Anu babasından aldığı emire itaat etmiş ve korkunç Tiamat’a karşı koymak için yola koyulmuştur. Bununla birlikte Tiamat’ın yine gücünü kuvvetini ve hepsinden önemlisi korkunç canavarlarını görünce onların karşısına çıkacak ve onlara karşı koyacak gücü ve cesareti kendisinde görememiştir. Ea gibi Anu’da büyük bir utanç ve pişmanlık içerisinde Ansar’a geri dönmüştür. Ansar’a şu şekilde seslenmiştir;

İsteklerinizi yerine getirecek kadar güçlü değilim.’’ Ansar, Ea ve Anu birlikte oturup sessizlik içinde düşünmeye başlamışlardır. Ea o anda;

Hiçbir tanrı Tiamat ve kuvvetlerine karşı savaşamaz ve hayatta kalamaz” demiştir.

Tam o anda Ansar büyük bir sevinç içinde haykırarak

Kahraman Marduk intikam izi alacaktır. O çok güçlü ve savaşta çok büyüktür. Ea, oğlunu getir.” Demiştir.

Babil Mitolojisinde Marduk

Babil mitolojisi yaratılış efsanesine göre Marduk büyükbabasının huzuruna çıktığında şu cümleleri kurmuştur;

Endişelenmeyin, ben gider kalbinizin isteklerini yerine getirebilirim. Her şeyden önce, size karşı gelen bir erkek değil. Tiamat, tüm silahlarına rağmen, bir kadın! Öyleyse tanrıların babası, neşelen ve mutlu ol. Yakında Tiamat’ın boynunu ayaklar altına alabileceksin.

Ansar bu cümlelere şu şekilde yanıt vermiştir;

Oğlum! Sen tanrıların en akıllısısınn. Tiamat’ı kutsal sözcüklerinle sakinleştirir. Fırtına arabanı al ve hemen git. Kingu ve Tiamat’ın canavar yılanlarını seni durduramayacaklardır. Yok et onları!’’

Tanrı Marduk Ansar’ın sözlerini iyice dinlemiş ve almış olduğu yanıttan çok memnun olmuştur. Ve Ansar’dan onları kurtarmanın karşılığında bir şey talep etmiştir. O talebini şu cümleler ile dile getirmiştir;

Ansar, eğer intikamımı alacak, Tiamat’ı yenecek ve tanrıların hayatını kurtaracaksam, bütün tanrıları meclise çağır ve üstün kaderini ilan et! Kaderleri benim sözlerim tayin etsin. Yarattığım her şeyin daim olmasını sağla Emirlerim ebedi kalsın ve sözlerim daima yaşasın!”

Ansar Marduk’u iyice dinledikten sonra bir süre sessizlik içerisinde düşünmüş ve derhal yanına baş danışmanını çağırmış, şu cümleler ile başdanışmanına emirlerini vermiştir;

Bütün tanrılarla Tiamat’ın bize karşı olan isyanından bahset ve onlara, Ea ve Anu’nun başarısızlığa uğradığı yerde Marduk’un nasıl başarılı olacağını anlat. Onlara burada toplanmalarını söyle. İyi şarap ve ekmekle kendimize bir ziyafet çektikten sonra, intikamcımız Marduk’un kaderine karar vereceğiz.

Marduk’un Kaderi

Böylece tüm tanrılar mecliste toplanıp görüştüler ve tanrı Marduk’u daha da yücelttiler. Hepsinde önce Marduk’un üzerinde oturup başkanlık yapabileceği bir taht inşa ettiler. Daha sonrasında ise Marduk’a;

Sen Marduk, sen yüce tanrıların en önemlisisin. Senin yönetiminin rakibi yoktur ve gökyüzü tanrısı Anu’nun otoritesine sahipsin. Bugünden itibaren mecliste toplandığımızda senin sözlerin en üstün olacaktır. Senin kararların ebedi olacaktır. Tanrılar arasında hiçbiri senin hükmüne karşı gelmeyecek. Sana tüm evrenin krallığını bağışlıyoruz. Yücelme veya alçalma, yaratma veya yok etme senin elinde olacak.” Demişlerdir.

Daha sonrasında tanrılar Marduk’a giymesi için bir giysi vermişlerdir. Ve Marduk’a gücünü kanıtlaması için elbiseyi kaybetmesi gerektiğini söylemişler. Marduk o an elbiseye kaybolması emrini vermiştir. Ve giysi o an ortadan kaybolmuştur. Çok geçmeden elbiseye tekrar ortaya çıkması komutunu verince elbise ortaya çıkmıştır. Tanrılar Marduk’un sözlerinin gücünü ve kuvvetini görünce büyük bir coşkuya kapılıp Marduk kraldır diye bağırmaya başlamışlardır.

Mecliste ki tanrılar Marduk’a;

Sana güvenenlerin hayatlarını bağışla,ama kötü olan tanrıların yaşamalarına izin verme. Simdi git ve Tiamat’ın hayatına son ver. Rüzgarlar onun kanını gizli yerlere taşısın. Başarılı ve amacına ulaşmış olarak geri dön!”  demişlerdir.

Marduk ve Tiamat Hikayesinin Sonu

Marduk önce kendine bir yay yaptı, ona bir ok takıp boynuna geçirmiştir. Sağ avucu ile asasını tutuyordu. Sol avucunun içinde de oldukça zehirli bir bitkiyi sıkıca tutuyordu. Yanında da Tiamat’ı yakalamak için yaptığı plan doğrultusunda bir ağ taşıyordu. Önünde yıldırımlar vardı, yıldırımların hemen arkasında yürüyordu. Yakıcı bir ateş ile gövdesini doldurmuştu. Tiamat’ın kaçmaması için etrafını dört değişik rüzgar ile sarmıştı. Hemen sonrasında Marduk tüm fırtına rüzgarlarını getirmiş ve tuzlu suların hakimi olan Tiamat’ı karıştırmak için onun üzerine göndermiştir.

Tiamat’ı etkisiz hale getirmek için yanında getirdiği ağı onun üzerine atmış ve onu yakalamıştır. Tiamat tam ağzını açıp Marduk’u yok edeceği anda Marduk onun ağzından kötü olan rüzgarını yollamıştır. Marduk yayı ile Tiamat’ı vurmuştur. Böylece Babil mitolojisindeki en büyük tanrı olmuştur.

Babil mitolojisi yaratılış efsanesi kendisinden önce gelen kültür ve inançlardan da etkilenmiştir. Babil mitolojisi genel olarak kendilerinden önce gelen Sümer mitolojisine dayanmaktadır. Babil mitolojisi yaratılış efsanesi gibi, Sümer yaratılış miti de birbirlerine benzerdir.

Kaynaklar;
www.britannica.com
wikipedia.org
www.ducksters.com
Babil Mitolojisi: Mezopotamya Efsaneleri ve İnanışları, Leonard William King


Arkadaşlarınızla paylaşın!

63
63 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish