Çiçeklerin Mitolojik Hikayeleri | Mitolojik Çiçek İsimleri


Çiçeklerin Mitolojik Hikayeleri mitolojideki anlatılara dayanmaktadır. Genellikle mitlerde geçen karakterlerin isimlerini almışlardır. Defne ağacını hepimiz duymuşuzdur, Defne isminin kökeni yunan mitolojisinde Apollon’un takıntılı aşkından kurtulmaya çalışan güzel bir kadına dayanır. Bunun gibi bir çok nesne, hayvan, bitki mitolojik isimlerden ortaya çıkmıştır.

Çiçeklerin Mitolojik Hikayeleri
Çiçeklerin Mitolojik Hikayeleri

Papatya

Papatyanın mitolojik hikayesi şu şekildedir:

Papatya çeşitli çiçeklerin bulunduğu bir bahçede yaşıyormuş. Kendileriyle ilgilenen yaşlı bahçıvana âşık olmuş. Onun diğer çiçeklerle ilgilenmesini kıskanıyor ve bir gün kendisini fark etmesini istiyormuş. Ancak bahçıvan bir türlü papatya ile ilgilenmemiş. Papatya artık tüm umudunu kaybetmiş ve boynunu bükmüş. Artık bahçıvanı hiç görmüyormuş. Sesini duymak bile ona yetiyormuş Bir gün bahçıvan papatyanın boynunu büktüğünü fark etmiş. Dik durabilmesi için yanına bir çubuk dikmiş. Daha sonraki zamanlarda yaşlı bahçıvan bahçede görülmez olmuş. Bir sabah su sesi duyulmuş ve genç bir bahçıvan bahçede görünmüş. Boynu bükük papatyaya yaklaşıp onu bir makasla kesmiş. Papatya o an sevginin emek istediğini ve bahçıvanın aslında kendisine ne kadar emek verdiğini ve onu çok sevdiğini anlamış.

Unutma Beni Çiçeği

Avusturya ‘ya ait olan ve günümüze kadar ulaşmayı başarmış bir halk hikayesidir. İki aşık nehrin kenarında aşkla birbirine bakarken kız nehirde akmakta olan suyun üzerinde mavi bir çiçek görür ve bu çiçeği çok beğenir. Ancak çiçek su üzerinde gittiği için genç kız çok üzülür. Bunun üzerine genç adam sevgilisinin üzülmesine dayanamayarak suya atlar ve çiçeği yakalamaya çalışır. Suya atlayan genç adam dalgalara yenik düşer. Son nefesini vermeden önce çiçeği kıza atar ve beni unutma der. Genç aşığın son nefesindeki sözü çiçeğe ismini vermiştir.

Kelt mitolojindeki inanışa göre ise unutma beni çiçeği peri hazinesine giden yolu gösterir. Hazinenin saklandığı kayaya bu çiçek bastırıldığında hazine ortaya çıkacaktır.

Sümbül

Yunan mitolojine dayanan bir hikâyede ise sümbül şöyle anlatılır: Hyakinthos ve Apollon iki yakın arkadaşmış. Bir gün disk atma yarışı esnasında Apollon’un attığı disk Hyakinthos’un kafasını sümbül çiçeğine benzer bir şekilde yarmış. Bunun üzerine Apollon keşke bir mucize olsa ve arkadaşım geri dönse demiş. Hyakinthos’un kanının döküldüğü yerler yeşermiş ve sümbül çiçeği orada hayat bulmuş.

Şakayık Çiçekleri

Savaş tanrısı Apollon güzeller güzeli  Paeonia’ya âşık oluyor. Ancak bu aşk meselesi aşk tanrısı Afrodit’in hiç hoşuna gitmiyor. Bir gün Apollon ile Paeonia buluştukları esnada Afrodit Paeonia’yı şakayık çiçeğine çeviriyor. Şakayık çiçeğinin mahcubiyeti ve kırmızılığı Paeonia’nın Apollon ile buluştuğu zaman yanaklarının al al olmasından ve mahcubiyetinden gelmektedir.

Nergis Çiçeği

Narcissus, kadınlara olan kaba davranışları ve onları üzücü tavırlarıyla bilinirdi. Bir gün su perisi olan Echo’yu olduğundan kat kat kötü bir şekilde reddediyor. Bu acıya daha fazla dayanamayan Echo aklını kaybediyor ve geriye yankılı bir şekilde sesi kalıyor. Bunun üzerine intikam tanrısı Nemesis Narcissus’a çok büyük bir ceza veriyor. Onun yapmış olduğu büyü ile dere kenarına gitmesini sağlıyor. Daha sonra Narcissus’u sudaki kendi yansımasına aşık ediyor. Narcissus karşılıksız ve imkânsız aşka daha fazla dayanamayıp nergis çiçeğine dönüşüyor.

Anemon Çiçeği

Aşk tanrısı Afrodit, Adonis isimli genç, yakışıklı, kuvvetli fani bir gence gönlünü kaptırır. Ancak Adonis Afrodit’ten daha çok ava çıkmak ile ilgilenir. Afrodit Adonis her ava çıktığında onu seyretmeye avlandığı yere gider. Bir tanrıça ile bir ölümlü arasında aşkın feci kehanetleri kendini gösterir. Bir av esnasında Adonis Afrodit’in gözleri önünde bir yaban domuzu saldırısına uğrayarak can verir. Bunu gören Afrodit hemen sevgilisinin yanına koşar ve onu kolları arasına alır. Cansız bedene sarılarak ağlayan Afrodit’in gözyaşlarının düştüğü yerde anemon çiçeği çıkar. Bu hikâyeden dolayı anemon kayıpların ve aşkların çiçeği olarak isimlendirilir.

Ters Lale

Hakkari’nin Cilo bölgesinde yetişen ve dinsel yönde önemli bir değere sahip bir çiçektir. Hz. İsa çarmıha gerilmeye götürülürken geçtiği yoldaki bütün çiçekler boynunu eğmiş. Ancak ters lale dik durmuş. Hz. İsa çarmıha gerilirken ters laleye olan bakışları ters laleyi oldukça üzmüş ve utandırmış. İşte ters lale o gün bugündür ağlayıp durmadan gözyaşı dökermiş.

Lale

Hikâye şöyledir. Ferhat Şirin’in aşkından deliye dönmüş. Kendini çöllere vurmuş. Kızgın çöllerde ilerleyen ve durmadan ağlayan biçare aşığın yere düşen gözyaşları kum taneleri arasında bir lale çiçeğine dönüşüvermiş. Lale çiçeği Anadolu’ ya ait bir çiçek olmasına rağmen bugün en fazla Hollanda’da yetiştirilmektedir.

Kaynaklar;

www.greekmythology.com


Arkadaşlarınızla paylaşın!

88
88 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish