İskandinav Mitolojisi | İskandinav Mitolojisinde Yaratılış


İskandinav mitolojisi aynı zamanda Nors mitolojisi olarak da isimlendirilmektedir. İskandinav Mitolojisi İskandinavya’da yaşamış olan kuzey Cermen (Viking Çağı MÖ 790-1100) halkının Hristiyanlık dininden önce ki dinleri, yaşayış ve inanışları, efsanelerinden oluşmaktadır. Cermen mitoloji tarihinin bir parçası olan İskandinav mitolojisi bunun yanı sıra Anglosakson mitolojisi ve kıtasal olan Cermen mitolojisi ile de arasında bir ilişki bulunmaktadır.

İskandinav Mitolojisinin Kökeni

M.Ö. dönemde bin yıl sonrasında Avrupa’nın hemen hemen büyük bir kısmına Hint-Avrupa’nın hem dili hem de kültürü yayılmıştı. M.Ö. ki ilk bin yılın ortalarına doğru Cermen kabilesine ait olan Güney İskandinavya’da ve Kuzey Almanya bölgesinde yaşamlarını sürdürmüşler. Bu halkın ilerleyip yayılması M.Ö. 2. Yüzyıla kadar devam etmiş. Bu sebepten dolayı hem İskandinav mitolojisi hem de kıtasal olan Cermen mitolojisinin temeli aynı temele dayanmaktadır. Aralarında birçok ortan nokta bulunmaktadır. Snorri Sturluson’a ait olan Edda eserinde bu efsanelerin çoğu detayları ile yer almaktadır. Mitolojinin yaratılışı ile ilgili kalemleri birçok kaynağa dayanarak ele alan yalnızca Snorri olmuştur.

İskandinav Mitolojisinin Başlangıcı

İlk başta hemen hemen tüm mitoloji tarihi incelendiğinde aynı durum olduğu gibi burada da büyük bir boşluk bulunmaktadır. Dünya daha henüz var olmadan önce on bir nehir ile akan Niflheim’da ölüm ortaya çıkmıştır.

Niflheim’in hemen güney bölgesinde de başka bir sıcak olan dünya ortaya çıkmış. Bu yeni sıcak dünyanın ismi Muspell’dir. Muspell devlerin korumuş olduğu yer olarak bilinmektedir. Devler bu korudukları yere Stur ismini vermişler. Stur siyah anlamına gelmektedir.

iskandinav mitolojisi
iskandinav mitolojisi

Niflheim’de ki tüm nehirler soğuktan donmuştu. Soğuktan donmuş olan bu nehirlere Ginnungagap ismi verilmiştir. Günlerden bir gün Muspell’de ortaya çıkan kıvılcımlardan bir tanesi bu donmuş olan nehirlerin üzerine düşmüş. Ve donmuş olan bu nehirler hepsi o an erimiş. Erimiş olan nehirlerden ortaya çıkan damlacıklar Ymir’in şeklini oluşturmuş. Ymir’in kendi terinden de diğer erkek ve kadın devler ortaya çıkmış.

Yaratılış efsanesinden bu şekilde bahsedildiği gibi bir başka anlatılan hikayede bulunmaktadır. Orada da yaratılış efsanesinden şu şekilde bahsedilmiştir. Nehirin erimesi ile ortaya çıkan damlacıklar ineğin en ilkel hali olan şekline girmiş. Bu ineğin ismi Audhumla’dır. Audhumla’dan kendi sütü ile Ymir’i besleyen inek olarak bahsedilmiş bu yaratılış efsanesinde.

Efsanevi inek Audhumla bunun yanı sıra orada bulunan tuz parçalarını da yalayarak bu tuz bloklarına ilkel insan tasvirini ortaya çıkarmış. Ortaya çıkan bu tuz bloklarında ki ilk insanın ismi Buri’dir. Buri’nin dünyaya getirdiği bir oğlu vardır. İsmi Borr’dur. Borr bir devin kızı olarak dünyaya gelmiş olan Bolthor ile evlidir. Bu ilişkinden ise Odin, Vili ve Ve ortaya çıkmıştır.

İskandinav Mitolojisine Göre İnsanın Yaratılışı

Tanrı Odin, Vili ve Ve bir araya gelerek tüm devleri ve en başta da Ymir’i öldürmüştür. Dev Ymir’in parçalarından dünyayı yaratan tanrılar, insanların yaşaması için Midgard’ı yaratılmıştır. Daha sonra ilerleyen zaman içinde iki adet ağaç yaratılmıştır. Bu ağaç günümüzde ki ağaçlar gibi değilmiş elbette. Düşünebilme özelliği olan, nefes alabilen, işitme özelliği olup her şeyi duyan ve her şeyi görebilen bir ağaçtır. Bu ağaçlar insan soyunun ilk rol modelini oluşturmuş.

Erkek olan ağaca (Askr) dişbudak, kadın olan ağaca da (Embla) karaağaç ismi verilmiş. Daha sonrasında da tanrılar Asgard’ı yaratmış. Asgard tanrıların evi, tanrıların meskeniydi. Snorri bu yaratılış efsanesinde birde kader ağacı olarak ilişkilendirilen Ygdrassil’den bahsetmiştir. Bu kader ağacının ne kadar görkemli ve ihtişamlı olduğundan, dünyanın tam merkezinde olup nasıl büyük bir ihtişam ile yükseldiğini tasvir etmiştir. Ağacın hemen altında yer alan kader feminen bir form olarak betimlenmiş ve insan hayatı soyunun tam buradan başladığı rivayet edilmiştir.

Tanrılar Meclisi

Bazı rivayetlerde tüm tanrıların bu büyük meclislerde toplandığı ve tüm önemli kararları burada aldığından bahsedilmiştir. Rivayet edilene göre bir ağaçtan bahsedilmiştir. Ve bu ağacın üç kökü bulunmaktadır. Bu köklerden ilkinin cehenneme kadar gittiği, bir diğerinin devlerin yaşadığı ülkeye kadar gittiği bir diğerinin ise insanların soyuna kadar ulaştığından bahsedilmiştir. Dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların mutluluğu ise bu ağaca bağlanmıştır.

Aesir ve Vanir

İskandinav mitolojisinde ki tanrılar iki ana gruba ayrılmıştır. Bu gruplardan birinin ismi Aesir tanrıları bir diğerinin ismi ise Vanir tanrılarıdır. Aesir grubunda yer alan önemli tanrıların başında Odin, Thor,Tyr. Vanir grubunda yer alan önemli tanrılar ise Njord, Frey ve Freya’dır.

Vanir tanrıları zenginliği, malı mülkü ve doğurganlığı temsil etmiştir. Bunun yanı sıra Vanir doğurganlık ile ilişkilendirilen toprak ve deniz ile de arasında bir ilişki kurulmuştur. Aesir ise Vanir’in tam aksi olarak tüm değerlerle simgelenmiştir. Odin büyük bir büyücüdür, tüm tanrıların şefi ve baş tanrıdır. Thor efsanevi bir çekice sahiptir ve havaya hakimiyet kurmuştur. Anlatılan hemen hemen bir çok hikayede Thor ve Odin hep barış içinde olmuş ve daima birbirlerine yardım etmiştir. Anlatılan bir mitolojik hikayede uzunca bir zaman öncesinde Vanir ve Aesir’in arasında büyük ve vahşi bir savaşın başladığından bahsedilmiş. Bazı bilginlere göre ise bu savaş Cermen halkının ırkının diğer soylarla karşılaşmasının bir yansıması olabileceği yönündedir. Georges Dumazil ve JanDe Vries bu büyük tanrılar arasında ortaya çıkan savaş ve bunun sonucu olarak bölünmenin Hint-Avrupa mitolojisinin temelini oluşturduğunu söylemektedir.

Şavaş başladıktan sonra her iki tarafta büyük zarar görmüş ve ciddi anlamda kaynaklarını tüketmiştir. Daha sonrasında iki tarafta kendi grup üyelerini karşılıklı olarak değiştirmiştir. Vanir Njord’ün oğlu olan Frey’i, Aesir de Mimir ve bunun yanında Hoenir’i vermiş. Geçici olarak sağlanmış olan bu barış tüm tanrıların bir araya gelerek oluşturdukları Kvasir’i yaratıp kutsamalarına sebep olmuştur.

Kvasir barışın, mutluluğun ve adaletin adeta simgesi olmasına rağmen kurban edilmiştir. Kvasir’in kanından tüm tanrılar bir içki oluşturmuş ve böylelikle Kvasir tanrıların sarhoş olduğu ve tüm şairlerin ilham aldığı bir içki olmuştur.

Balder’in Hikayesi

İskandinav mitolojisi hakkındaki bu hikayede Odin oğullarından biri olan Balder aklın, zekiliğin, sevginin ve bilginin tanrısı olarak bahsedilmiş. Balder cennette Glitnir isminde olan bir yeri koruma görevi bulunmaktadır. Tüm anlaşmazlıklarda tanrılar Balder’in adaletine çok güvendikleri için Balder’e gelip onun burada ki anlaşmazlığı çözüp adaletini sağlamasını istemişler ve Balder da kendinden beklenildiği gibi adaleti sağlayıp insanlar arasında huzuru sağlamıştır.

Kurnazlığı ile bilinen Loki Aesir tarafından daha çok küçük yaşta evlat edinilmiş olan bir dev soyundan gelmektedir. Loki ve tanrı Odin’nin kendi aralarında yapmış oldukları bir dostluk anlaşması bulunmaktadır. Günlerden bir gün Balder kendi ölümü ile ilgili olarak kendi rüyasında çok rahatsız bir şey görmüş. Oğluna çok düşkün olan anne Frigg bunu öğrenince bir endişe içerisine kapılmış. Frigg doğada ki tüm canlılara, elementlere, canavarlara, toprağa ve suya oğlu Balder’e zarar vermemesi için bir yemin ettirmiş.

Bu yeminden sonra Balder ölümsüz olmuş. Ölümsüz olan Balder’i aralarına alan Aesir, Balder ile eğlenmeye başlamış. Balder’e taş, küçük ok gibi şeyler atıp Balder’den geri sekmesini büyük bir keyif ile izlemişler. Balder’e atılan şeyler ister büyük olsun ister küçük olsun asla ona zarar vermiyormuş. En ufak bir çizik, sıyırık morluk yokmuş. Kurnaz Loki bu durumu görünce ilk başta ne olduğunu anlayamamış. Ve farklı bir kılığa bürünerek Frigg’in yanına gidip onun ağzından laf almaya çalışmış.

Ökse Otundan Bir Ok

Frigg, Loki olduğunu bilmeden ona tüm canlılara bir yemin ettirdiğini ancak yeminin içine sadece önemsiz gördüğü ökse otunu dahil etmediğini söylemiş. Bunu öğrenen Loki hiç vakit kaybetmeden ökse otundan yapılmış olan bir oku hemen Aesir’e getirip sunmuş.

Balder’e özel olarak ökse otundan yapılmış olan ok Hoder tarafından atılmış. Hoder oku attığında kardeşini öldüreceğini bilmeden ondan geri dönüşünün zevkini yaşamak için atmıştı. Ancak oku atar atmaz Balder oracığa yığılıp orada ölmüştür. Aesir bu olaya şahit olunca bunu kim yaptıysa eğer ondan intikam almak istemiş ancak bulundukları yer kutsal olarak kabul edildiğinden dolayı bunu yapamamışlardır.

Bader öldükten sonra Hel’e gitmiş. Hel tüm onursuzca ölenlerin gittiği yerdir. Balder savaşta ölmediği için öldükten sonra kahramanların gittiği yer olduğuna inandıkları Valhalla’ya gidememiş. Balder’in Hel’den çıkabilmek için tek seçeneği yeryüzü üzerinde ki tüm canlıların onun için gözyaşı dökmesi bir diğeri de tanrı Odin’in onun çıkışına izin vermesidir.

Bu bilgi doğrultusunda Aesir dünya üzerinde ki her bir noktaya bir elçisini göndermiş ve Balder için gözyaşı dökülmesi emrini vermiş. Dünya üzerinde ki tüm canlılar Balder’i sevdikleri için gözyaşı dökmeyi kabul etmişler. Dünya üzerinde yalnızca bir kişi Balder için gözyaşı dökmeyi kabul etmemiş. O da devlerin kraliçesi olan Thork’muş. Rivayet edilene göre Thork aslında Loki’nin kılık değiştirmiş haliydi. Ve kesinlikle gözyaşı dökmeyeceğini söylemiş. Böylece Balder sonsuza dek Hel’de kalmış. İlerleyen zaman içerisinde Thork’un aslında Loki olduğunu öğrenen Aesir Loki’yi bu kurnazlığından vazgeçmesi için zincire vurdurmuştur.

Ragnarok Nedir?

Ragnarok İskandinav mitolojisinde kaçınılmaz olan kıyamet olarak bilinmektedir. Rivayet edilene göre Loki günlerden bir gün sıkı sıkıya bağlı olduğu zincirlerini parçalayacak ve bu durum yeryüzü üzerinde ki tüm şeytanların, canavarların, ve devlerin bir araya gelerek tanrılara karşı olarak savaştıkları büyük savaş olan Ragnarok’u başlatacaktır.

Ragnarok savaşında kurt Fenrir tanrıların başı olan Odin’i yenecektir. Odin’in oğlu olan Vidar’da kurt Fenrir’i babasını öldürdüğünden dolayı öldürülecektir. Bu olayların sonrasında tanrıların arasında çok daha korkunç savaşlar başlacaktır. Tanrı Heimdall ve kurnaz Loki karşılaştıkları anda birbirlerini öldürünceye dek savaşacaklardır.

Savaşın sonunda ise yeryüzü bir ateş kıvılcımı ile yok edilecektir.  Yeryüzü denizin dibine doğru hızla gidip batmaya başlayacak ve tekrar gün yüzüne çıkana kadar suların içerisine batacaktır.

İskandinav Mitolojisinde Valhala Nedir?

Valhala İskandinav mitolojisine göre savaşta uygun bir şekilde ölen kahramanların ebedi hayatta yaşayacakları yerdir. İskandinav mitolojisinde Valhala cennet ile eş anlama gelmektedir. Söylencelere göre burada Valkyryler olarak bilinen bakire kadın savaşçılar, savaşta ölenlerin ruhlarını karşılarlar. Valhala’ya gidenler burada huzurlu bir ebedi yaşam sürerler. Valhala’dakilerin tek görevi Ragnarok sırasında Odin’in yanında savaşmaktır.

İskandinav Mitolojisinde Hel Nedir?

İskandinav mitolojisine göre Hel, savaşta ölmeyenlerin gittiği yer olarak bilinmektedir. Buraya gidenler ancak dünyadaki tüm canlıların kendisi adına göz yaşı dökmesi veya Odin’in izni olması durumunda Valhaya gidebilirler. İskandinav mitolojisine göre Hel cehennemdir.

Ygdrassil Anlamı Nedir?

Ygdrassil Anlamı İskandinav mitolojisine göre yaşamdır. Ygdrassil evrenin ve zamanın boyutlarını temsil eden yaşam ağacıdır. Tanrılar tarafında  Asgard’a dikilmiştir. Ygdrassil’in kökleri insanların alemi olan Midgard’tan, devlerin alemi olan Jotunheim’a kadar tüm dünyalara uzanır. Ygdrassil üç kader olarak da isimlendirilir.

Kaynaklar;
www.britannica.com
norse-mythology.org
Norse Mythology by Neil Gaiman


Arkadaşlarınızla paylaşın!

88
88 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir