Ölüler kitabı nedir? | Mısır’ın Ölüler Kitabı


Ölüler Kitabı eski Mısırlılara ait olan cenaze kültürünün olduğu modern anlamıyla mezar yazıtlarının olduğu bir kitaptır. Mısırlıların “Günün Ortaya Çıkması ya da Gün Işığına çıkma” adını verdikleri bu kitabın orijinal ismi ise Ra nu pert em hru  (rw nw prt  hrw)’ dır. Bir diğer anlamı ise ışığa doğru yükseklik kazananın kitabıdır.

Esasında Ölüler Kitabı çok büyük bir büyü koleksiyonudur. Büyüler genellikle ölen kişilerin mezarlarının içine yerleştirilmiş papirüs rulolarına ya da hiyerogliflerin tabutlara yazılması şeklinde oluyordu. Bazı durumlarda ise büyüler, mezar odasının duvarlarına muska şeklinde yazılıp boyanırdı. Yapılan büyülerin büyük çoğunluğu ölen kişinin Duat’ta (yeraltı dünyası) yollarını çizmesiyle alakalıdır. Ölümden sonraki yaşamın tasvir edildiği kısa hikayeleri de içinde barındırır.

Ölüler kitabı nedir? Mısır'ın Ölüler Kitabı
Ölüler kitabı nedir? Mısır’ın Ölüler Kitabı

Ölüler kitabının ne zaman yazıldığı kesin bilinmemektedir. Bazı kesimler Ölüler Kitabı’nın İkinci Ara Dönem’ in sonlarına doğru gelişen yeni bir dini metin biçimi olduğunu savunmuştur. Alman ve Mısır Bilimci olan Dr. Wolfram Grajetzki, Ölüler Kitabı adlı kendi eserinde Eski Krallık’taki Piramit Metinleri’nden (Orta Krallık dönemini de içine alan) Yeni Krallık ve ötesi olan döneme kadar dini metinlerin kesintisiz gelişimini ve bu dönemler boyunca büyülerin geliştirilmeye devam ettiğini bizlere göstermiştir.

Ölüler kitabı ölümü, ahireti ve büyüleri tasvir eden Mısır inanç sistemine ait her şeyi bulabileceğimiz tek kitaptır diyebiliriz. Ölüler kitabı çok sayıda büyüyü içermekle beraber tüm büyüleri içeren bir tek kopyası yoktur.  Bunun sebebi ise sonradan oluşturulan büyülerin olmasıdır. Bazı büyüler uzun süre kullanımda kalırken, bazıları kısa süreli kullanılmış veya belirli bir coğrafi bölge için geçerli olmuşlardı. Özellikle “125. Büyü: Olumsuz İtiraf” neredeyse tüm Ölüler Kitabı’nın kopyalarına dahil edilmiştir.

Haliyle Ölüler Kitabı’ nın en çok bilinen 125. Büyüsü özet olarak; ölen bir kişinin hayatta yaptıklarının Osiris ve 42 yargıcı tarafından yargılanmasını konu eder. Osiris, İsis, Neftis ve Anubis ölen kişinin kalbinin iyilik oranını bir terazide ölçerler. Adalet Tanrıçası Maat’ın doğruluk tüyü ile ölçü yapıldıktan sonra eğer tüy ağır gelirse o kişi cennetin kapılarından geçemez ve yarı aslan, yarı timsah olan Ammut (ruh yiyen olarak da bilinir) adlı bir yaratık tarafından yenilirdi. Burada ölen kişiden şu cevapların verilmesi isteniyordu:

“Hiç kimseye kötülük yapmadım.

Yakınlarımı talihsizliğe sürüklemedim.

Kimseye gücünün dışında iş vermedim.

Kimse benim yüzümden korku duymadı, yoksulluk yaşamadı, acı çekmedi.

Tanrıların kötü gördüğü şeyleri hiçbir zaman yapmadım.

Kölelere kötü muamele yapmadım ve yaptırmadım. Kimseyi aç ya da açıkta bırakmadım.

Kimsenin gözyaşına sebep olmadım.

Kimseyi öldürmedim ve öldürtmedim.

Kimseye yalan söylemedim. Utandırıcı bir davranışta hiç bulunmadım.

Zina yapmadım. Yiyecekleri pahalı ya da eksik satmadım. Terazi ile tartarken dirhemi ile oynamadım, hile yapmadım.

Süt çocuklarının ağızlarını sütten uzaklaştırmadım.

Hayvan çalmadım.

Tanrının kuşlarını avlamadım.

Ölmüş balığı tutmadım, akan suyun yönünü başka yere çevirmedim.

Ben temizim, ben temizim….”

Eğer tüy hafif gelir ve iyilik ağır basarsa Osiris’in yer altı dünyasından geçer ve cennete giderdi.

Ölüler Kitabı: Başlangıç ve Var oluş

Ölüler kitabında yaradılışın başlangıcı ve var oluşu şu şekilde yazılmış ve anlatılmıştır:

Ne varlık vardı ne de yokluk. Yukarıda ne uzay vardı ne de gökyüzü. Hareket eden neydi? Nerede ve kimin yönetiminde? Derin, dipsiz su mu vardı? O zaman ne ölüm, ne ölümsüzlük, ne de geceyi gündüzden ayıracak bir belirti vardı. Bir, nefes almadan soluyordu. Kendiliğinden hareketli idi, ötesinde hiçbir şey mevcut değildi. Başlangıçta karanlıklar karanlıkları örtüyordu. Boşlukta hapsolmuş ‘’bir’’ sıcaklığın gücü ile vücut buldu.

Ölüler Kitabı’nın Gelişimi

Ölüler Kitabı Eski Krallık Dönem’ indeki Piramit Metinleri’nden itibaren gelişmeye başlamış olsa da en eski versiyonları İkinci Ara Dönem’ indeki Kral Herunefer ve Kraliçe II. Mentuhotep’e    (bir zamanlar Orta Krallık’ın sonlarına, günümüzde ise 16. ve 17 Hanedanlık’ a yerleştirilmiş olan) ait tabutlardır. Bu tabutlarda Piramit Metinleri ve Tabut Metinleri’ndeki büyüler dışında bir dizi yeni büyü de bulunmuştur.

On yedinci hanedanlık zamanındaki Ölüler Kitabı, yalnızca kraliyet üyeleri içinde değil artık herkes tarafından kullanılmaya başlanmıştı. Bu aşamada büyüler, genellikle ölünün sarıldığı keten üzerine, tabut üzerine ya da içlerine, mezar odalarına ve de tabutların içine konmuş papirüsler şeklinde olurdu.

Yeni Krallık Dönem’ inde Ölüler Kitabı’ nın geliştirilip yazılması daha da yaygın hale gelmişti. Meşhur 125. Büyü olan “Kalbin tartılması” bu dönemde yazılmıştır. 125. Büyü’nün duvarlarda uygulanmasına ilk kez Kraliçe Merneptah döneminde başlanmıştı.  Bu dönemde tapınak duvarlarında kalp ile ilgili olan büyüler yaygın hale gelmişti. 19. Hanedanlık Dönemi’ nde ise Ölüler Kitabı papirüsler üzerine yazılmaya ve metinler süslenmeye başlanmıştır. Bu süsleme sanatı aynı zamanda çok pahalıya mal olan bir işlemdi.

Hatşepsut döneminde kendi adına olan büyü koleksiyonuna “Gün Işığına çıkma kitabı” adı verildi. Büyüler, Amarna Dönemi’nde III  Tuthmosis tarafından yasaklanmış olsalar da kısa bir süre sonra Tutankhamon’un yaldızlı tapınağında yeniden ortaya çıkmıştır.

Yeni Krallık Dönemi’nin ilerleyen yıllarında geleneksel hiyeroglif yazılarlar ile birlikte hiyeratik yazılar da görülmeye ve standart hale gelmeye başlamıştır. Hiyeratik yazılı bu parşömenler ucuz, eksik süslemeli ve küçük olurlardı. Bazı hallerde bu iki yazı çeşidinin karışık şekilde yazıldığı da görülmüştür.

Yirmi ikinci hanedanlık Döneminde Ölüler Kitabı kullanılmaz hale düşmüş ancak 26. Hanedanlık döneminde yeniden canlanmış ve kullanımı yayılmıştı. 30. Hanedanlığa gelindiğinde ise büyüler, mumya sargılarında boyayla yapılmaya Roma Döneminde ise bu bandajların üzerine metinler demotik olarak yazılmaya başlanmıştı.

Ölüler Kitabı’nın Keşfi ve Çeviri İşlemleri

Ölüler Kitabı, Orta Çağ zamanında keşfedilişinden beri dini bir belge olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ölüler Kitabı’nın günümüze uyarlanmış ilk modern kopyası 1805 yılında yazıldı. Bu  modern kopya Napolyon’un Mısır seferinden sonra yine Napolyon’un personelleri tarafından Description de L’Egypte adı ile basılmıştır. 1822 yılında Jean Francois Champollion, hiyeroglif yazılarını çevirmeye başlamış, Ölüler Kitabı’ nın bazı parçalarını incelemiş ve bunları mezar ritüeli olarak tanımlamıştı. Karl Richard Lepsius, Plotemaik  döneme ait olan bir el yazmasının çevirisini 1842 yılında yayınlamış buna Ölüler Kitabı ismini vermiştir. Aynı zamanda bu kitabında büyü numaralama sistemini tanıtmıştır. Bu sistem halen günümüzde kullanılmaktadır.

Karl Richard Lepsius ‘den sonra Sir Ernest Alfred Thompson Wallis Budge’ in çalışmaları İngiltere Müzesi tarafından devam ettirilmişti. Ölüler Kitabı’nın daha güncel çevirileri ise 1974 senesinde Dr. Raymond Oliver Faulkner tarafından yayımlanmış ve 1886 yılında 186 olduğu belirtilen büyü sayısı bu çalışma ile 192’ ye çıkartılmıştır. Günümüzün teknolojik imkanlarıyla Ölüler Kitabı’ nın kopyalanma imkanı kolaylaşmış, dijital baskı yöntemiyle de kopyaları çoğaltılarak ve dünya müzelerine dağıtımı yapılmıştır.

Büyüler

Ölüler Kitabı, sanılanın aksine bir ölüyü tekrar diriltmesi için değil, ölümden sonra sonraki yaşamında yol göstermesi, rehberlik etmesi ve oradaki hayatını yeniden düzenlemesi için yazılan kutsal metinlerden oluşmaktaydı. Ölüler Kitabı, Antik Mısır Dönemi’nde her Mısır’lı için ölümden sonraki yaşamda yol gösteren kaynak olarak kullanılmıştı.

Ölüler Kitabı, bireysel metinlerin yanında süslemeler ve çizimlerden oluşmaktadır. Kitapta 192 kadar büyü olduğu bilinmekle beraber bu büyüler çeşitli amaçlara hizmet için kullanılmıştır. Genellikle bu büyüler öteki tarafta rehberlik etmesi için kullanılmış olsalar da bazı büyüler ölümden sonra ölen kişiyi koruması ve çeşitli engelleri aşmasında yardımcı olması için kullanılmıştı. Ölüler kitabında en çok kullanılan büyülerden iki tanesi  “kalp ağırlığının yargılanması” esnasında kullanılanlardır. Bunlar 6. ve 126. büyülerdir ve bok böcekleri üzerine yazılmışlardır. Ölüler Kitabı ana hatlarıyla bir din aracı da sayılabilir. Çünkü Mısırlılar’ ın din ve büyü uygulamaları o kadar benzer ve farklılıklar da bir o kadar azdır. Bugün kullanılan mukaddes kitaplara benzerlik taşımaktadır.

Heka yani sihir kavramı yazılı kelimeler ve konuşmalarla yakından bağlantılıydı. Konuşma eylemi, yaratılış evreninin ayinsel bir formülüydü. Sihirlerin gücü kelimelere aktarılarak genişletilmiş ve böylece büyü, tanrılara dua etmek için meşru bir hale gelmişti. Kral Thoth tarafından bulunan hiyeroglif yazısının kullanılmasıyla insanlar kendilerini daha güçlü hissediyorlardı. Bu şekilde büyünün gücü bütün kelimelere aktarılmış oldu.

Çeşitli şekilde yapılan bu büyüler zamanla muska şeklinde de uygulanmış ve ölenlerin sargı bezlerinin içine saklanmıştı. Birçok mumyada bunun örnekleri görülmüştür.

Bölümleri

Ölüler Kitabı, eşsiz bir eser bir olmakla beraber mevcut metinlerinin neredeyse hepsinde büyülerin farklı karışımlarını içeren çizimlere rastlanmaktadır. Ölüler Kitabı’nın 26. Hanedanlık Dönemi’ ne kadar zaman dilimi içinde bir tarih kronoloji ya da düzeni yoktu. Bu dönemde kitap dört bölüme ayrılmıştı.

Bölüm 01 – 16: Ölünün mezara defni, yer altı dünyasına inişi, yeniden vücut hareketlerine ve konuşma kabiliyetine kavuşması.

Bölüm 17 – 63: Tanrıların ve yerlerinin mitsel kökenlerinin açıklanması. Böylece ölen kişi yeniden dirilecek ve sabah güneşi tekrardan doğacaktır.

Bölüm 64 – 129: Ölünün gökyüzünde kutsal olan güneş sandığı içinde seyahat etmesi ve akşamları yer altında Osiris’ in karşısına çıkması.

Bölüm 130 – 189: Ölünün, tanrılardan birinin gücünü almasını ve evrende güçlü olmasını.

Ölüler Kitabındaki büyüler ölünün bedenini hazırlamayı amaç edinmişti. Mumyalama işleminin ilk kez Ölüler Kitabı’nda anlatıldığı düşünülmektedir. Bu şekilde insanların mumyalama işlemini öğrendiği sanılmaktadır. Kalp, zeka, hafıza insan varlığının bir yönü olarak kabul edilmiş ve bunlar büyüler vasıtasıyla korunmuştu. Vücudun değişimini sağlamak için bir mücevherden yapılan kalp şeklindeki bok böcekleri ile gömülmek yaygın bir inanıştı.

Ka (Antik Mısır inanışına göre insanın görünmeyen bedenidir) yani yaşam gücü mezarda ölünün bedeninden ayrılmaz böylece gerekli olan yemek, su ve tütsü ihtiyaçlarının giderilmesini sağlardı. Çünkü rahipler ve ölünün yakınları bu ihtiyaçları gideremezdi.

Çoğaltılması

Ölüler Kitabı’nın çoğaltılma işlemi katipler tarafından sipariş üzerine yapılırdı. Pahalı olan bu işlem o zamanki bir işçinin yıllık toplam maaşının yarısını geçebilmekteydi. Çünkü papirüs pahalı bir malzemeydi. Doğal olarak Ölüler Kitabı’nın sahipleri genel olarak zengin ve elit kesimlerdendi.

İlk başlarda kral ve ailesi için yazılan bu papirüslere zamanla memur kesimin, rahiplerin ve katiplerin mezarlarında rastlanmaya başlanmıştır. Bu papirüsler genellikle o kişiye ait kısa hayat hikayeleri şeklindeydi.

Ölüler Kitabı’nın boyutları değişkenlik göstermekteydi. Uzunlukları genelde 1 metreden 40 metreye kadar değişebiliyordu. Kalınlıkları ise 15 ile 45 santimetre arasındaydı. Kitapların genel imalatı mezar atölyelerinde yapılması şeklindeydi. Ölen kişinin isim yeri sonradan yazılacak şekilde boş bırakılırdı. Ölüler Kitabı papirüsleri birden fazla din adamları ve sanatçıların ortak çalışmasıyla yapılmaktaydı. Metin ve şekilleri farklı din adamları tarafından yapılırdı.

Psikostazi

Psikostazi veya diğer ismi ile psikostasya eski Mısır geleneklerinde olan bir kavramın eski Yunanca’da ki ismidir. Kısaca ölümden sonraki hesaplaşma olarak tanımlanabilir. Ölümden sonra başka bir boyutta yeniden bir yaşama inanan Mısırlılar, dünyada yaptıkları iyilik ve kötülüklerden dolayı yargılanacakları ve karşılıklarını görecekleri olgusunu sembolik ifadelerle anlatmak için bu kavramı benimsemişlerdir.

Eski Mısır metinlerine göre her ölen kişi için söz konusu olan tartılma işlemi (iyilik ve kötülüklerinin bir terazide tartılması) Adalet Tanrıçası Ma’at’ın “hakikat salonu” denilen bir yerde gerçekleşirdi. Maat’ın elinde hakikati, adaleti ve doğruluğu temsil eden bir tüy vardı. Tartılma işlemi sırasında terazinin bir gözüne bu tüy koyulurken diğer göze ölen kişinin kalbi koyulurdu. (Birçok antik Mısır dönemine ait duvar resimlerinde bu tasvir karşımıza çıkmıştır). Bu yargılama sırasında 42 yargıç bulunacak ve bir süreliğine ölen kişiye tekrardan geçmişini hatırlama yetkisi verilecekti. Bazı kaynaklara göre bu 42 yargıç, işlenmemesi gereken günahların tek tek karşılığıydı. Bu şekilde yargılama işlemi de başlamış olacaktı. Yargılama sırasında ölen kişinin hangi günahları işlediğini ve hangi iyilikleri yaptığını tereddüt etmeden bir bir sayacağına inanılırdı. (125. Büyü)

Eski Mısır metinlerine göre kalp yani vicdan, Tanrı Horus’un sesinin duyulduğu yerdir. Birçok sayıdaki eski Mısır metninde “bir insanın kalbi onun bireysel ilahıdır”  ve “ey kalbimdeki Tanrı” şeklindeki ifadelere rastlanılmıştır. Buradan anlaşılacağı üzere, vicdanın, tanık olmasının yanı sıra, kendisine hesap soracak yine vicdanın ta kendisidir. Yani ölüyü yargılayacak olan, kendi içindeki ilahi varlıktır, kendi vicdanıdır. Eski Mısırlılar, bunu sembolik olarak anlatmak için mumyalama sırasında bir tek iç organ olan kalbi bırakırlardı. Ünlü Yunan düşünür Platon ( Eflatun), bu aşamayı varlığın kendi kendini yargılaması olarak kabul etmiştir.

Ölüler Kitabı’na göre, bu yargılanma neticesinde, ölmüş olan kötü şeylerin anısını ağzından dışarıya atar. Bir başka Mısır metnine göre, yargılanma sonucunda başarılı olamayan, günahkar çıkan ölüler vücudu aslan başı timsah olan Ammut tarafından yenirlerdi. Bu “ölü yiyiciler” sembollerine, Tibet Ölüler Kitabı’nda ve eski İran tradisyonlarında da rastlanılmıştır

Mısır Ölüler Kitabı’nda, ölenlerden bazılarının daha sonra kısa süreliğine de olsa tekrar yeryüzünde doğdukları; bazılarının ise “büyük ışığa” doğru çekildikleri, kendilerine bir süre rehberlik yapıldıktan sonra Osiris’in de uygun görmesi halinde büyük ışığa çekilenlerin, tekrar yeryüzünde doğacakları anlatılmıştır.Eski Mısır medeniyetinin psikostazi teriminin bir benzerine, vaktiyle Harran Ovası’nda yaşamış bulunan Sâbiîler’de rastlanır. Psikostazi’deki terazi bu tradisyonda Abatur’un terazisi olarak adlandırılır.(Abatur’un eski Mısır’daki çakal başlı Anubis’in bir versiyonu olduğu ileri sürülür.)

Kaynaklar;
https://en.wikipedia.org/
https://www.arce.org/
https://www.khanacademy.org/
https://www.britannica.com/
https://www.ancient.eu/
Ancient Egyptian Book of the Dead: Prayers, Incantations, and Other Texts from the Book of the Dead – E. A. Wallis Budge
How To Read The Egyptian Book Of The Dead – Barry Kemp


Arkadaşlarınızla paylaşın!

79
79 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish