Osiris Kimdir? Mısır Mitolojisinde Tanrı Osiris


Osiris, Geb ve Nut’un ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Kardeşleri Seth, Nephthys ve İsis’tir. Osiris, İsis’e aşıktır. İlerleyen zaman içinde İsis Osiris’in eşi olacaktır. İkilinin birlikteliğinden Horus dünyaya gelmiştir. Başka bir inanışa göre Nephthys, kardeşlerinin evliliklerini çok kıskanıyordu. İsis’in kılığına bürünmüş ve onun gibi davranarak Osiris’i baştan çıkarmıştı. Nephthys’de Seth ile evlenmişti. Bu ilişkinin sonucu olarak ölüm tanrısı Anubis dünyaya gelmişti. Osiris’in adının anlamı güçlü veya kudretli anlamlarına gelmektedir. Osiris Mısır’ın en önemli tanrılarından biriydi, yer altı dünyasının kralı ve ölülerin yargıcıydı.  Osiris, Kötülük Tanrısı Set’in tam tersiydi. Bir iyilik tanrısıydı.

Osiris Kral Oluyor

İlk başlarda erkeklerin dünyasının kural koyucusu olan Osiris, eşi İsis sayesinde her şeyin kralı olmuştu. İsis’in en büyük arzusu Osiris’i kral yapmaktı. Bu hikayeye göre, İsis bir şekilde Güneş Tanrısı Ra’ tükürüğünü elde eder ve bunu kille karıştırıp bir yılan yaratmayı başarır. Daha sonra Ra, bu yılan tarafından ısırılmıştır. Kendi tükürüğünden yaratılan bu yılanın Ra’da dayanılmaz acılara sebep olur. Daha sonra İsis, Ra’ya bir teklifte bulunur. Eğer Ra, gizli adını İsis’e bahşederse İsis onu iyileştirecektir. Bu dayanılmaz acı karşısında hiç düşünmeden Ra, gizli adını söyler ve İsis’in Ra üzerinde büyük bir gücü oluşur. İsis, Osiris’in kral olabilmesi için Ra’yı göğe çekilmeye zorlar. Ra tüm yetkilerini Osiris’e bırakmıştır. Artık dünyanın, insanlığın ve tanrıların yeni kralı Osiris olmuştur.

Osiris’in Efsanesi

Osiris, küçük kardeşi olan Set tarafından öldürülmüş ancak eşi İsis’in yardımı ve dirayet ile tekrar hayata döndürülmüştü. Hikayeye göre Set, yeryüzü tanrısı olan Ra’nın en büyük, en vefakar yardımcısıydı. Erkek kardeşi olan Osiris’in kral olmasına çok öfkelenmişti. Hiçbir şekilde ona karşı kazanamayacağını biliyordu. Çünkü Osiris’in adil yönetiminden herkes memnundu ve ona karşı çıkabilecek bir ittifak kuramazdı.

Osiris kimdir?
Osiris ne demek

Osiris kendi dönemi içerisinde Mısır’a tam anlamı ile adalet, düzen ve bereket getirmiştir. Zaten ölümü ile yerine geçen Seth’in olduğu dönemde yaklaşık on yıl kadar olan bir süreyi kapsıyor, tam anlamı ile Mısır’a kötülük yağmıştır. Ama Kötülük Tanrısı Set planını çoktan yapmıştı. Kendisine yakın olan kişilere Osiris’in ölçülerine uygun bir tabut hazırlatmış ve etrafını değerli mücevherlerle süsletmişti. Ardından Set bu tabuta sadece Osiris’in sığabileceği şekilde büyü yapmıştı.

Set büyük bir yemek düzenlemiş ve ağabeyi Osiris’i de davet etmişti. Yemekler yenmiş ve sıra Set’in hediyesine sıra gelmişti. Set, kim bu tabuta sığarsa tabutun ona hediye edileceğini söylemişti.

Herkes sırasıyla denemeye başlamış ancak bir türlü tabuta sığamamıştı. Hiçbir şeyden şüphe etmeyen Osiris’de denemeye karar vermişti. İsis bu duruma ne kadar engel olmak istese de başarılı olamadı. Osiris, tabuta yatar yatmaz tabutun üstü Set tarafından kapatılmış ve üzerine kurşun dökülmüştü. Odada ki diğer kişiler bu duruma engel olmak istese de başarılı olamamışlardı. Daha sonra Set’in tabutu Nil nehrine attığı söylenmiştir.

Tabutun bugünkü Fenike sınırları içinde bulunan Biblos yakınlarındaki kıyıya çıktığı yerde bir ılgın ağacı hemen filizlenmeye başlamış ve hızla büyüyen bu ağaç tabutu gövdesinin  içine alıp korumuştur. Biblos kralı ve eşi kıyıda yürürken bu ağacın görüntüsüne ve ondan gelen tatlı kokuya hayran kalmışlardır. Sonra Biblos Kral’ı ağacı kestirmiş sarayında bir süs sütunu olarak kullanmaya başlamıştır.

İsis, tabutun izini Biblos’a kadar sürmüştür. Kraliyette çalışan işçiler İsis’i deniz kıyısında yorgun düşmüş bir halde bulmuşlar ve saraya getirmişlerdi. Sütunun hikayesini öğrenen İsis, Biblos Kralın’ın huzuruna çıkarak olayları anlatmış ve sütunun kendisine verilmesini rica etmiştir. Biblos Kralı bu isteğini kırmamış sütunu İsis’e teslim etmiştir. İsis, tabutu Mısıra geri götürmüştür. Planı büyü yaparak eşini tekrar diriltmektir. Bu emelini gerçekleştiremeden Set bu duruma engel olmuş ve Osiris’i on dört parçaya bölerek Mısır’ın ücra köşelerine yollamıştır. Bu haberi duyan İsis kahrolmuş ve bunun üzerine Nephthys kadeşine yardım etmek için yanına koşmuştur. İsis ve kardeşi Nephthys, Osiris’in parçalarını bulabilmek için tüm Mısır’ı dolaşmışlar parçalarını buldukları yerlere tapınaklar inşa ettirmişlerdir. Osiris’in penisi dışında bütün parçaları toplanıp bedeni bir araya getirilmiştir.

Efsaneye göre Osiris’in penisinin bir balık tarafından yutulduğu düşünülmüş ve asla bulunamamıştır. İsis ve Nephthys ölen kardeşleri için yas tutmuşlardır. Üzüntülerine daha fazla dayanamayan Tanrı Ra, Osiris’in piç oğlu olarak bilinen Anubis’i görevlendirmiş ve Osiris’in bedenini bir beze sararak mumyalanması emrini vermiştir.

Bu şekilde tarihteki ilk mumyalama olayı da gerçekleşmiştir. Daha sonra İsis, bir kuş kılığına girmiş ve Osiris’e hayat üflemiştir. Efsanenin sonunda Osiris yeniden dirilmiş, oğlu Horus savaşta karşılaştığı Set’i yenmiş ve Mısır’ın ücra köşesine sürgüne yollamıştır. Ne var ki Osiris dünyada yaşamayı istememiş yeniden ölülerin diyarına gitmeyi tercih etmiştir. Karanlık ve ıssız olan bu diyarda Ra, Osiris’e burada mutluluğu ve huzuru bulacağı sözünü vermiştir. Ölüler diyarında Ölüm Tanrısı oğlu Anubis ile tekrardan beraber olacaklardır. Artık Anubis, ölüleri babasının huzura çıkaracak, Osiris’te ölenleri yargılalayacaktır. Artık Osiris’in yerine oğlu Horus geçmiş kendisi ise ölüler diyarının yargıcı ve koruyucusu olmuştur.

Osiris, Din ve Mısır Medeniyeti

Bu efsaneler ve olayla ilgisi olan tanrılar, antik Mısır medeniyeti kültürünün ve dini yaşamının merkezini oluşturmuştur. Aynı zamanda Osiris efsanesi Mısır kültürünün en önemli değerlerini de bünyesinde barındırıyordu; uyum, düzen, sonsuz yaşam, minnettarlık.

Hikaye, bir tanrının nankörlüğünü ve ardından gelebilecek sonuçlarının kurbanı olabileceğini dramatik şekilde göstermiştir. Efsane bizlere düzenin kaosa karşı kazandığı zaferi ve toprakla uyumun kurulmasını anlatır. Bu sebeple Mısır kültürünün ve dinin merkezini oluşturması zor değildir.

Osiris tarım tanrısıydı. Ölmüş olması ya da teknik açıdan kısır olması birçok kişiye garip gelse de o dönemki insanlar için çok fazla şey ifade etmektedir. Tahılın ekim ve hasadı arasındaki döngü, doğum ile ölüm arasındaki döngü ile hemen hemen aynıdır.

Osiris aynı zamanda bereket tanrısı olarak da kabul edilmiştir. Yıllar boyu kuraklık çeken Mısır, Osiris’in efsanesinden yola çıkılarak, Nil uzun bir dönemden sonra bereketli hale gelmiş ve yeniden Mısır topraklarından hayat fışkırmaya başlamıştır. Osiris’in yeniden doğuşu hayat veren gücün sembolü olarak kabul edilen Nil nehri ile ilişkilendirilmiştir.

Osiris, Abidos’ta ibadet edilen iki bereket tanrısı olarak görülen Andjeti ve Khentiamenti’nin yerini almıştır. Antik Mısır tarihi boyunca hep Osiris’e dualar edilmiştir. Her yıl antik Mısır döneminde Osiris adına tanrının güzelliğini, aşkın gücünü, ölümü ve yeniden doğuşu kutlamak için festivaller düzenlemeye başlamıştır. Tarihçi Margaret Bunson bu festivaller için bir yazısında şunları paylaşmıştır;

Mısırlılar, Osiris’in ölümünden duydukları üzüntülerini göstermek için Nil’in kıyısına gidip hediyeler bıraktılar. Nil, Osiris’in dünyayı yenileme ve yaşamı geri getirme kapasitesini temsil ediyordu. Nil suları yükselme başlayıp sel aşamasına geçtiğinde Osiris yeniden onurlandırılırdı. Nehir kıyısında küçük tapınaklar inşa edilir ve rahipler Osiris’in Nil’ine tatlı su dökerlerdi. Osiris’e en çok ölülerin diyarının tanrısı olarak inanılmıştı. Ölüler başka bir alemde var olmaya ve hayat başka bir boyutta devam etmişti. Kısacası ölüm bir kişinin varlığının sonu değildi. Bu sebeple festivallerde hem ölüm hem de sonraki yaşam kutlanmıştı. Festivallerin önemli parçalarından birisi de tanrıyı sembolize eden Nil’in suyu ve çamuruyla Osiris Bahçesi’nin ekilmesiydi. Daha sonra burada büyüyecek olan tahıllara ve bahçeye bakan kişinin sonsuz yaşam vaadiyle onurlandırılacağına inanılıyordu.”

Osiris hayatı boyunca iyi ve merhametli bir hükümdar olmaya çalışmıştır. Ölüler diyarına gitmiş olması insanlığa büyük bir rahatlık vermiştir. Zaten tasvirlerinde de gülümsüyor olması onun korkulacak bir ilah olmadığını göstermektedir.

Ölüler diyarına girişte engeller vardı ve bu engeller, karar salonuna olan yolcukla ilgiliydi. Ölen kişinin yargı salonundan Osiris’in krallığına geçebilmesi olan tehlikeli bir yolculuktu bu. Ölenin kalbinin Maat tüyü ile dengelenmesi gerekiyordu. Eğer denge sağlanamazsa yolculuk başarısızlıkla sonuçlanıyor ve Osiris’in krallığına geçemiyorlardı.

Burada işlenmemesi gereken en önemli günahlar; tecavüz işlememek, hırsızlık yapmamış olmak, adam öldürmemek. Bu günahları işlememiş olan bir kişiler diğer günahları işlemiş olsalar bile terazileri Maat’un tüyü ile dengeleniyor ve Osiris’in krallığına geçebiliyorlardı. Eski Mısır inancında Osiris, yeniden doğuşun temsilcisi olmuş aynı zamanda adaletin ve düzenin ölümden sonra da devam ettiği inancını insanları aşılamıştır.

Osiris, sadece yaşamış bir kral, ölüler diyarının tanrısı değil aynı zamanda aşkın da tanrısı olarak bilinirdi. İsis ile olan aşkı birçok yazıtta karşımıza çıkmış ve çıkmaya devam etmektedir. Osiris, İsis’ten sonra tüm Mısır tanrıları arasında en popüler ve kalıcı olanıydı.

Antik Mısırda Osiris İçin Yapılan İbadetler

Osiris’e yapılan ibadetler Erken Hanedanlık döneminden (MÖ 3150 – 2613) Roma’nın gelişinden kısa bir süre öncesi Mısır’ı yöneten son hanedan olan Ptolemaios Hanedanlığı (323 -30 BCE ) dönemine kadar sürmüştür. Ayrıca Mısır’ın hanedanlık öncesi döneminde de(MÖ 6000 – 3150 ) Osiris’e ibadet edilmiş olması mümkündür.

Osiris
Antik Mısır’dan bir Osiris Tasviri

Akademisyen Geraldine Pinch’e göre; Osiris’e ilk olarak nerede, ne zaman ve ne şekilde ibadet edildiği çok tartışmalıdır. Helipolitan Dokuzlu Tanrı Grubu’nun önemli tanrılarından biri haline gelmiştir. Helipolis rahipleri tarafından Atum, Dokuz Tanrı Grubu’nun başı Osiris ise yeraltı dünyasının kralı sayılmıştır. Bu olay Osiris’in popülerliğinin ve ününün daha da ileri gitmesinde faydalı olmuştur.

Osiris, adil, cömertliğinin yanında hayat veren bereket tanrısı olarak görülse de bazı metinlerde canlıları ölülerin kasvetli dünyasına sürüklemek için birer iblis olan habercilerini gönderen korkunç bir figür olarak geçmektedir. Bu metinler sayı bakımından azınlık durumundadır.

Kral Osiris ve Mısır Halkı

Osiris, kral olarak başa geçtiğinde Mısır halkını medeniyetten ve kanundan uzak bulmuş bunun için kanun, din eğitimi, kültür ve tarım alanlarında önemli işler yapmıştır. Mısır, Osiris’in yönetiminde herkesin eşit olduğu, mahsulün bol ve bereketli olduğu bir cennet haline gelmiştir. Kısacası Osiris kaostan bir düzen getirmiş, başarılı ve dayanıklı bir medeniyetin temellerini ve kültürünü oluşturmuştur.  Buradan da yola çıkarak Kötülük Tanrısı ve kardeşi olan Seth’in bu kadar kıskanç olmasının sebeplerini anlamak zor değildir. Üstüne bir de eşi Nephthys’in kendisini Osiris ile aldatması bu olayların daha da karmaşık hale gelmesine sebep olmuştur.

Set’in Osiris’i öldürmesinden sonra ülke büyük bir kaosa sürüklendi ve Horus’un Set’i yenmesine kadar ülke karmaşık bir düzen içindeydi. Osiris, daha sonra tüm kralların korumaya yemin ettikleri kültürel değerleri belirleyen ilk Mısır kralı olduğu kabul edildi.

Osiris’ilk ilk mumyalanmış firavun olmasının önemi büyüktür. Kendisinden sonra gelen firavunlar üzerinde etki bırakmış Osiris’e benzer şekilde mumyalanmışlardır. Mısır piramidini oluşturan sembol ve resimler, mezar odalarının duvarlarındaki metinler ölen kişinin ruhunun öbür dünyaya gittiklerinde ne yapacaklarını hatırlatmak için yapılır ve yazılırdı. Dış görünüş olarak Osiris gibi mumyalanmış olan kişiler ona benzemekle kalmaz aynı zamanda tanrıyı yani Osiris’ide hatırlarlardı. Böylece öteki tarafta karanlık ruhları kendilerinin tanrı olduklarına inandırarak kendilerinden uzaklaştıracaklarına inanırlardı.

Uyum ve düzen Osiris’in oğlu Horus ile yeniden inşa edilmişti ve Kral Horus halkın tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştır. Osiris hem krallığı hem doğal düzeni devam ettirmesiyle övülmüştür bu nedenle oğlu Horus’ta babasının yönergelerini takip etmiştir. Osiris sadece bu dünyanın değil öteki dünyada ölülere nezaret eden onların merhametli, bağışlayıcı ve adil yargıcıydı.

Osiris Djed sembolü ile ilişkilendirilir. Teninde var olan yeşil, siyah renkler Nil’in bereketli çamurunu ve yenilenmeyi tasvir eder. Bazı kaynaklara göre buradaki siyah renk ölüm tanrısı olmasının tezahür edilmiş halidir.

Bir tanrı olan Osiris’i eski yazıtlarından kalan bilgileri ışığında kraliyet elbisesinin altında yakışıklı bir adam olmasının dışında, başında Mısır kraliyet sembollerini taşıyan bir atef tacı ( iki tarafından akbaba tüy ve üzerinde disk olan taç), kavisli bir sakal, elinde harman döveni ve krozyer olacak şekilde tasvir edilmiştir.

Osiris’in gizemleri

Osiris’in ebedi yaşamla yani ölümden sonraki yaşamla özdeşleşmesi İsis Kültü olarak Mısır’ın sınırlarının ötesinde seyahat edecek gizemli bir kült olmasına yol açtı. Gizemli İsis kültünde hangi ritüellerin yer aldığını kimse bilmese de On ikinci Hanedanlığın başlangıcında (MÖ 1991 -1802) Abidos’ta kutlanan ritüellerden geliştirilmiş olabilir. Bunlar, Mısır’ın her yerinden insanları ritüele katılmaya çeken popüler festivallerdi.

Tarihçi Bunson, bu gizemlerin Osiris’in yaşamı, ölümü, mumyalanması, ölümden sonraki dirilişi ve yükselişi olduğunu ifade eder. Bu festivallerde Osiris mitinin hikayesi rahipler ve topluluğun önde gelen üyeleri tarafından canlandırılarak topluluk önünde dramalar şeklinde sahnelenmiştir.

Horus ve Set Arasındaki Çatışma” olarak bilinen bir hikaye, sahte savaş sahneleri şeklinde canlandırıldı. Horus’un Set karşısındaki zaferinden sonra halk düzenin yeniden kurulmasını çeşitli etkinliklerle kutlamışlardır. Ardından Osiris’in altın heykeli tapınağın iç mabedinden çıkarılıp üzerine armağanlar atılır ve insanlar tarafından taşınırdı. Sonradan heykel şehir içinde dolaştırılır ve şenliklerde halkın tam görebileceği bir şekilde açık hava tapınağının üzerine yerleştirilirdi. Tanrının, tapınağın karanlığından çıkması, yaşamın zevklerine katılması, Osiris’in ölümden hayata dönüşünü simgeliyordu.”

İlk festivaller Abidos’ta yapılsa da daha sonraları Osiris’e adanmış olan Bubastis, Busiris, Memphis ve Thebe gibi Mısır’ın diğer kült merkezlerinde de kutlanmaya başlandı. Osiris elbette bu kutlamaların ana figürüydü ancak zamanla odak noktası onu kurtarıp hayata döndüren eşi İsis’e kaymıştı. Osiris, Nil Nehri ve Nil Nehri Vadisi’ne yakından bağlıydı ancak zamanla İsis buradan koparılıp Cennet’in Kraliçesi ve evrenin yaratıcı olarak kabul edilmeye başlandı. Diğer tüm Mısır tanrıları İsis’in parçası olarak görülmeye başlandı. Bu kült o zamanların Yunanistan’ı sınırları içinde olan Fenike ve Roma İmparatorluğu’nun başkenti Roma’ya kadar yayılmıştı.

İsis Kültü, Roma dünyasında o kadar popülerdi ki, Hristiyanlık Roma’da hakim olana kadar popülaritesi tüm pagan inanç sistemlerinden daha uzun sürmüştü. Hristiyanlığın en derin yönlerinin aslında Osiris ve onun hikayesinden gelişen İsis Kültürü’ne kadar uzandığı düşünülebilir.

Eski Mısır’da da , günümüzde olduğu gibi, insanların yaşamının dünyada bir amacı olduğu, ölümün son olmadığı ve doğaüstü bir varlığın onlara bakıp koruyacağı inancı vardı. O günkü Mısır’da Büyük Tanrı Osiris’e yapılan ibadetler, bugünkü dini inançların yaptığı gibi ihtiyaçları karşıladı.


Arkadaşlarınızla paylaşın!

75
75 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish