Sümer Mitolojisi Tanrıları ve Tanrıçaları


Sümer mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları biden fazla mitolojiye esin kaynağı olmuştur. Sümer kültürü, halkın inanışları ve yaşam tarzlarından ortaya çıkan Sümer Mitolojisi günümüzde halen popülerliğini korumaktadır. Bu yazımızda detaylı şekilde Sümer mitolojisi nedir? Sümer mitolojisinde tanrılar kimlerdir? Sümerler Kimdir? Sümer Mitolojisine Göre Yaratılış ve Büyük Tufan miti konularını inceleyeceğiz.

Kısaca Sümerler

Sümerler günümüzdeki Irak’ın güneyinde, Mezopotamya’da yaşamış olan Kenger halkıdır. Sümerler Sami ırkından yaşadıkları toprakları elde etmiştir. Sümer halkının kökenleri tam olarak net değildir.

Söylencelere göre Sami ırkına üye olmayan bu Sümerler, MÖ 4000 yılı civarında orta Asya’dan Mezopotamya’ya göçmüştür. Burada Ubeyd halkına karışmışlardır, Ubeyd halkı bulunduğu topraklarda en azından MÖ 5000 yılından beri yaşamaktadır. Onlarda Kenger halkı gibi Sami topluluğunun dışındadırlar.

Ubeydler bölgedeki bataklı alanlar boyunca büyük şehirleri kurmuşlardır. Bu şehirler daha sonra Sümerlerin Ur, Enidu, Enug (Uruk), Nippur olarak isimlendirilen şehirleri ile özdeşleşmiştir. Bu şehirler daha sonra I. Sargon yönetimindeki Sami Akadlar tarafından işgal edilmiştir. MÖ 2000 yıllarında ise Sami ırkına mensup Babil haklı tarafından güçlendirilmiş ve şehir devletleri olmuşlardır.

Sümerler Kimdir?

Sümerler, Mezopotamya bölgesine yaklaşık M.Ö 3500 yılları gibi gelmeye başlamışlardır. Farklı gruplar halinde bu bataklık bölgeye gelen Sümerler birden çok şehir devleti kurmuşlardır. Bunların en bilineni Uruk, Lagga, Kiş, Umma ve Şuruppak’tır. Sümerler esasında bu bölgeye geldiklerinde kendilerinden alt seviyede yaşayan bir toplumla karşılaşmışlardı. Kısa bir sürede bu toplum Sümerlerden etkilenmişler, eski köy kültürünü terk ederek hızlı bir şekilde şehir kültürüne geçiş yapmışlardır.

Sümer mitolojisi nedir?
Sümer mitolojisi nedir?

Bazı bilim insanları Sümerliler’ in ilk dönemlerinde Hint ve İndus kökenli olabileceklerini savunsalar da antropolojik ve arkeolojik bulgular Sümerliler’ in dilinin değişik bir yapıda olması nedeniyle Hintlilerden ve sonradan bu bölgeye gelen Sami kavimlerinden farklı bir kavim olduğunu gösterir.

Sümerler Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkan devletlerarasında tarihe damgasını vurmuş en önemli medeniyetlerden bir tanesidir. Sümerler, kendi dönemi zamanında varmış oluş olan toplum ve devletlere büyük etkide bulunmuştur. Sosyal ve siyasi hayatta yapmış oldukları yeniliklerle de kendinsen sonra gelen medeniyetlere de etki etmiş bir nevi öncülük yapmıştır.

Tanrılar panteonu Sümerler’ in inanç sisteminin temelini oluşturmaktadır. Sümerliler’ e göre her eylem için mutlaka bir tanrının olması gerekliydi ve bu nedenle binlerce tanrı üretmişlerdir. Bu tanrılar, Sümerler tarafından hiyerarşik yapıda bir sistem içinde oluşturulmuştur. Bu tanrılar, Sümerler’ in sadece dini inanç sistemleri içinde yer almamış, eğitime ve edebiyata da etki eden köklü varlıklar olmuşlardır. Sümerler’ e göre evrenin süreklilik ve işleyişi, bu tanrıların gözetimi ve iradesi ile gerçekleşmiştir. Sümerler tanrı kelimesi olarak “dingir”i kullanırlardı.

Sümer Dini ve Zigurat

Çok tanrılı inanç sistemine sahip olan Sümerler tapınaklarına Zigurat ismini vermişlerdi. Ziguratlar yedi kat olacak şekilde üç ana bölümden oluşurdu. İlk katları erzak deposu olarak, orta katları okul ve tapınak olarak, son katları ise rasathane amacıyla kullanmışlardır. Bu tapınaklar sayesinde Sümerler’ in tarihte ilk yazıyı icat ettikleri düşünülür. Mezopotamya bölgesi bataklık bir coğrafyaya bağlı olması ve yine bu bölgede taşın az bulunması nedeniyle evler, tapınaklar ve diğer yapılar kerpiç ve tuğladan yapılmıştır. Hem bu nedenle hem de bölgenin sık sık istilalara uğraması sebebiyle bu yapılar günümüze kadar ulaşmayı başaramamıştır.

Sümerler’de neredeyse her bir duygunun, hissedilen her bir nesnenin Tanrısı vardı. Bu tanrılar Sümerler tarafından insan şeklinde tasvir edilmişlerdi. İnsan görünümlü olmasına karşın doğaüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. Sahip oldukları bu devasa güçlerin de belirlenmiş bir takım kanun ve yasalara tabi oldukları anlaşılmıştır. Bu yüzden tanrıların her zaman istediklerini elde edemedikleri, planlar kurup hile ve hurdaya başvurdukları görülmektedir. İnanış sisteminde tanrılar, insanlara bir şey söylemez tam tersine insanlar tanrılara kendilerinden ne istediklerini sorarak öğrenirlerdi.

Sümer tanrıları insan şeklinde tasvir edilmiş olsalar bile tanrısal simgelerle de tasvir edilmişlerdir. Yetkileriyle alakalı olan bu simgeler her tanrıda farklılıklar göstermektedir.

Sümer İbadetleri

Sümer dini inanışlarında ibadet şekli, dua, kurban, adak ve dini merasimlerden oluşmaktaydı. Yaygın olarak dualardan sonra yapılan kurban ve adaklar şeklinde ibadetlerini gerçekleştiriyorlardı. Adak ve kurban kısmı kanlı ya da kansız olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Kanlı ve kansız kurbanların yapılma amacı; tanrıları memnun etmek, onların ilgi ve alakalarını, yardımlarını alabilmek, büyük bir felakete uğramamaktı. Kansız kurbanlar ise hayvanların boğazlanması yöntemi ile gerçekleştiriliyordu. Ancak amaçları aynıydı. Adaklar ise su, zeytinyağı, şarap, çeşitli bitkiler, güzel koku veren tütsüler ve meyvelerden oluşmaktaydı.

Sümerler de tanrılar insanlar gibi aile kurmuş ve çocuk sahibi olmuşlar bu anlayış tanrılar panteonunun oluşmasına sebep olmuştur. Bu durum Sümer toplumunun çevre, kültür, toplum ve inanç alanlarında etkileşimine olanak sağlamıştır. Tanrıların panteonda ki konumları Sümer şehirlerinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Mezopotamyada her kentin bir koruyucu tanrısı bulunmaktaydı ve zaman içinde siyasi, ticari ve ve askeri açıdan gelişen bu şehirlerde tanrılar Sümer panteonunda önemli yerlere konuldular.

Sümer Mitolojisinde Yaratılış

Sümer tabletlerinde yaratılış hakkındaki yazıtlar diğer mitolojilerdeki yaratılış hikâyelerine ile benzerdir. Buna göre gökyüzü (An) ve yeryüzü (Ki) birbirlerinden ayrılarak dünyanın yaratılması için gerekli olan boşluğu sağlamıştır. Sümer mitolojine göre An ve Ki, Tanrı Enlil tarafından ayrılmıştır. Daha sonraları tanrılar dünya üzerinde tarım yapmaya başlamış ancak bu işin kendilerine göre zor olduğunu düşünmüşlerdir.

Zeki ve Kurnaz bir tanrı olan Enki ise diğer tanrıların aksine bütün gününü ağaç altında uyuyarak geçiriyordur. Annesi Nammu Enki’yi yerinden kaldırarak ona insanı yaratmasını söyler. Bunun üzerine Enki annesinin yarattığı bataklıktan bir kil alıp ilk insanı yaratır.Tanrılar hemen insanlara çalışması için emreder ve rahata kavuşurlar. Ninhursag insanların çalışmalarını denetler ve her şeyin yolunda gittiğinden emin olur.

Bazı söylenceler bataklıkların, Dicle ve Fırat nehrinin, bitkilerin ve daha fazlasının tanrı Enki tarafından yaratıldığını iddia eder. Bu söylencelere göre Enki spermleri ile bakire tanrıça Uttu’yu (Yeşillik) döllemek ister. Ancak Uttu’nun annesi Enki’nin kendisine elmalar, salatalıklar ve yeşillikler getirmediği taktirde kendisine karşı koymasını söylemiştir. Enki bu şartları kabul ederek tanrıça Uttu’yu döllemiştir. Tanrıçanın vücuduna bulaşan spermlerden ise sekiz çeşit bitki ortaya çıkmıştır.

Sümer Yaratılışı ve Gılgamış Destanı

Sümerler’ in inanışına göre evrenin yaradılışı şu şekilde açıklanır.

  • Başlangıçta ilksel deniz vardı.
  • Bu deniz gökle yerin birleşmesinden oluşan kozmik dağı vücut haline getirdi.
  • Tanrılar insan formuna dönüştü. An erkek ( gök) ve Ki de (yer ) dişiydi. Onların birleşmesinden Enlil (hava) doğdu.
  • Enlil hava ile göğü birbirinden ayırdı. Babası An göğü ele geçirdi, annesi Enki de yeri. Annesi Enki  ile bir araya gelen Enlil evrenin yaratılışını ve uygarlığın kuruluşunu sağlamışlardı. Bu konu Gılgamış destanında şu dizelerle anlatılmaktadır;

Gök yerden uzaklaştıktan sonra
Yer gökten ayrıldıktan sonra
İnsanın adı konduktan sonra
An göğü ele geçirdikten sonra
Enlil yeri ele geçirdikten sonra
Ereşkigal Kur’un ödülü olarak ele geçirilip götürüldükten sonra
O denize açıldıktan sonra
Baba Kur’a doğru denize açıldıktan sonra
Enki Kur’a doğru denize açıldıktan sonra
(Kur) krala ufak taşlar fırlattı
Enki’ye koca taşlar fırlattı
Onun küçük taşları, el kadar taşlar
Onun koca taşları, kamışların taşları
Enki’nin gemisinin omurgası
Saldıran kasırgaya benzeyen savaşta yenildi
Krala karşı, geminin serenindeki sular
Kurt gibi yutuyordu
Enki’ye karşı, geminin ardındaki sular
Aslan gibi vuruyordu.”

Yukarıdaki mısralara bakılarak bir bütün olan yerle gök birbirinden ayrılmış ve böylece insanın yaratılması buyrulmuştur.

Sümer Panteonu

Sümer tanrı ve tanrıçaları evrenin ve dünyanın özelliklerini taşırlardı. Sümer mitolojisine göre kaos olarak nitelendirilebilecek ilk sular, yani baş tanrıça Nammu,  gökyüzü tanrısı An ile yeryüzü tanrısı Ki’yi yaratmıştır. An (Anu) ve Ki Sümer tanrılarını oluşturmak için birlikte olmuşlardır. Böylece Sümer panteonu Anunnaki (Anu ve Ki) ortaya çıkmıştır.

Sümer tanrı ve tanrıçalarının ortaya çıkış hikayeleri söylencelere göre değişlik göstermektedir. Sümer panteonuna dahil altı binden fazla tanrı ve tanrıça bulunmaktadır. Sümerler her bir şehrin kendi koruyucu tanrısı olduğuna inanmıştır. Bu nedenle şehir devletler belirli tanrı ve tanrıçalar ile anılmıştır.

Kısaca Sümer Tanrıları

Sümerlerde bilinmesi gereken en önemli tanrılar aşağıdaki gibidir, yazının devamında detaylı olarak okuyabilirsiniz;

  • Enlil: Sümer hava tanrısı, Sümer mitolojisindeki baş tanrı. Evrenin düzeninden ve işleyişinden sorumludur. Yunan mitolojisinde Zeus’a benzetilebilir.
  • Ninlil: Sümer hava tanrıçası, Enlil’den Güneş tanrısı Utu ve Sümerlerin en büyük tanrıçası olan İnanna’yı doğurmuştur.
  • Nanna: Sümer Ay tanrısıdır. Bazı söylencelere göre İnanna’nın babasıdır.
  • İnanna (İştar): Sümer mitolojisinde bereket ve aşk tanrıçasıdır. Gökyüzü ve yeryüzünün tanrıçasıdır. Dumuzi ile evlenmiştir. Hakkındaki en bilenen mit, yeraltı dünyasına inişidir.
  • Ereşkigal: Sümer mitolojisinde Yeraltı dünyasının tanrıçası ve İnanna’nın kız kardeşidir. Kardeşinin aksine kısırlığı ve kuraklığı temsil eder.
  • Enki: Sümer mitolojisinde erkek üretkenliğinin tanrısıdır. Ayrıca uygarlık yasaları olarak bilinen Me’nin koruyucusudur.
  • Ninhursag: Yeryüzü tanrıçasıdır. Enlil’in kız kardeşidir.

Sümer Tanrı ve Tanrıçaları

Sümerler’ de tanrılar kendine adına yapılan mabetlerde yaşamış ve mesken olarak burayı seçmiş olsalar tanrılar Zigurat adı verilen bu tapınaklarda her zaman durmaz bazen de şehirlere yolculuk yaparlardı.

Sümer tabletleri’nde yazılana göre tanrılar bu yolculuklarını yaparken tekne, savaş arabası gibi araçlar kullanmaktaydı.  Tanrıların insanların güveninden, geçiminden, huzur ve mutluluklarından sorumlu olduklarına inanılmaktaydı. Bir Sümer kent tanrısı sadece şehrin menfaatini korumuyordu aynı zamanda tanrılar panteonunun sözcülüğünü de yapabilmekteydi.

Bu tanrılar yalnızca büyük meselelerle ilgilenirler ve büyük bir ihtiyaç duyulmadıkça da insanlarla iletişime (büyük kral ve rahipler) geçmezlerdi. İnsanlar da tanrılarla iletişime geçmek için her zaman dua etmez bazen de rahiplerden tanrılarla konuşabilmek için yardım isterlerdi.

Sümerler’de neredeyse insanın hissedebildiği her şeyin bir karşılığı olan tanrı ya da tanrıçalar vardı. Elbette tüm tanrıların eşit olması düşünülemezdi. Örneğin güneş tanrısı Utu, mimariden sorumlu olan Nindub ya da kaderi yani yazgıyı belirleyen yedi tanrı diğer tüm tanrılardan farklı bir konuma sahipti.

Yazgıyı belirleyen Enki, An, Enlil, Ninhursag, Nanna-Sin, Utu, İnanna adlı yedi tanrıydı. Yine de Sümer tabletleri incelendiğinde ilk üç tanrı olan An, Enlil ve Enki’ nin diğer tanrılara istinaden daha baskın olduğu görülmüştür.

Yazgının Yedi Tanrısı

An

Anu ya da Anum olarak da bilinen gök tanrısıdır. Sümerler’den sonra Asur ve Babil mitolojilerinde de geçmektedir. Buralarda gökyüzünün ve cennetin tanrısı, takımyıldızlarının efendisi ve tanrıların kralı olarak geçmektedir. Savaş tanrıçası İştar ile evlidir. Yunan mitolojisindeki Zeus ile eşdeğerdir.  Kelime olarak, atom ve molekül anlamlarını taşımaktadır. Enlil ve Enki ile baskın üçlü tanrı grubunu oluşturmaktadır.

Enki

Sümerler mitolojisinde su tanrısıdır. Aynı zamanda zekanın ve yaratma tanrısı olarak da geçer. Babil mitolojisinde Ea olarak bilinmektedir. En büyük yaratıcı tanrı olarak bilinme göğü ve toprağı onun yarattığına inanılmıştır. Yaşamın kaynağı olduğundan bolluğu da temsil etmiştir.

İnsanları yaratmış, toprağın bereketli olmasını ve hayvanların üremesini sağlamış güçlü bir büyücüdür, Enki. Mezopotamya’da Sümer ülkesine can veren, bereket sağlayan Dicle ve Fırat nehirleri onun penisinden fışkıran su sayesinde oluşmuştur.

Sümerler Enki’ye ait tapınaklarda kaplar içinde su bulundurur ve bunu içen kişilerin hastalıktan kurtulacaklarına ve şifa bulacaklarına inanılırdı. Ayrıca bu tapınaklardaki rahipler balık şeklinde elbiseler giyerlerdi.

Enlil

Yeryüzünün tanrısıdır. Sümer tabletlerinde Nunamnir ismiyle geçmesine rağmen isimleri Bel ve Belum isimleri ile de anılmıştır. Kelime olarak Mezopotamya’nın tanrısını dile getiren anlamına gelmektedir. Tanrı Anu’nun oğludur. Yine bu coğrafi bölgede kendisine ilk inanan toplum Akadlar’ dı. Akadlar kendisine Ellil demekteydi. Mezopotamya Tarihi’nin her döneminde tanrılar panteonunda önemli bir yere sahip olmuştur.

Babası An’ın bölgedeki etkisini kaybetmesiyle birlikte onun yerine geçmiş ve Sümer tanrılar panteonunda baş tanrı olarak kabul görmüştür. Rüzgarın efendisi olarak da bilinmektedir. Sümerler’ e ait kutsal metinlerde Enlil’in üstün gücünden bahsedilir. O sadece diğer tanrılar gibi bir şehrin değil tüm Sümer ülkesinin taş tanrısı olarak kabul görmüştür. Tanrılar panteonunda Enlil, yeryüzü ve gökyüzünde onun gücüne denk başka tanrı yoktur, en yüce ve en güçlü tanrı olarak kabul edilir. Sümer halkı sahip oldukları bu toprakları kendilerine Enlil’in verdiğine inanmışlardır. Enlil bu toprakların sahibidir.

Ninhursag

Sümet mitolosijine göre ana ve yer tanrıçasıdır. Enlil’in kız kardeşi olarak kabul edilir. İsim olarak “sıradağların tanrıçası” anlamına gelmektedir. En bilinen diğer ismi Ki’dir. Bunun dışında doğum tanrıçası anlamına gelen Nintus, ağustos tanrıçası anlamına gelen Ninmah isimlerinde de anılmıştır. Sümerler’ den önce Akadlar Belit-lili ismiyle Ninhursag’a ibadet etmişlerdir. Zamanla tanrı İştar’ın önemi artmış ve itibarı düşmeye başlamışsa da Babiller’ in tanrı panteonunda Marduk’ un annesi olarak önemli bir yer tutmuştur. Tanrıça Ninhursag’ın kült merkezi olarak Adab şehri kabul görülüyordu. Sümer mitolojisine göre insanın yaradılışında önemli bir yer tutan Ninhursag, genellikle Enki ile ilişkisi olan konularda kendisine yer bulmuştur.

Nanna – Sin

Sümer tanrı panteonunda Enlil’in oğludur. Ay tanrıçası olarak kabul edilen Nanna – Sin’e Nannar, Nanna ve Suen isimleriyle de seslenilmiştir. Sümer mitolojisine göre cehenemde doğmuş ve bu yüzden karanlığı benimsemiştir. Ur kentinin koruyucu tanrısı olarak kabul görmüştür. Yer altı dünyasında ölüleri yargılayan tanrı olduğu anlatılmıştır. Bilinen en önemli özelliği kralların yapmış olduğu yanlış işler karşısında intikamla hareket etmesi ve onları cezalandırmasıdır.

Utu

Sümerler’e göre adaletin, hukuk ve kanunların, düzenin tanrısıydı. Güneş tanrısı olan Utu’nun dünyayı aydınlatmak, bitkilerin büyümesini sağlamak, bütün canlılara sıcaklık vermek gibi özellikleri vardı. Sümer tanrı inancına göre ay tanrısı olan Nanna – Sin’ in oğludur. Akadlar ise kendisinin An ya da Enlil’in oğlu olduğuna inanmışlardı. İki kült şehri bulunuyordu. Bunlardan birincisi Sümerler’ e ait olan Larsa şehri ikincisi ise Akadlar’ ın Sippur kentiydi. Daha sonra bu şehirlerin arasına Uruk ve Aşşur şehirleri de eklenmişti. Sümerler, Utu’nun her şeyi gördüğüne bu nedenle adaleti, düzeni ve doğruluğu sağlayan tanrı olduğuna inanmışlardı. Bununla birlikte Utu, insanlarla yakın ilişki içinde olan, onları gözeten ve koruyan bir tanrı olarak da kabul görmekteydi. Sümerlerin inanç sistemine göre Utu, ilahi bir yargıç, yalnızlık çeken insanların da en büyük tesellisiydi.

İnanna

Sümerler’ İnanna olarak inanılan bu tanrıya Akadlar İştar ismini vermişlerdi. Bulunan çivi yazısı tabletlerinde ay tanrısı Nanna – Sin’in kızı olduğu yazılıdır. İnanna, Sümerler’de her zaman dikkatleri üzerinde toplayan bir tanrıça olmuştur. Yunanlarda Afrodit, Yahudiler’de Astarte, Roma’da Venüs neyse İnanna’ da Sümerler’ de bu tanrıçaların karşılığıdır. Ancak hepsinin kökeninde İnanna vardır. İnanna, çekiciliğin, güzelliğin, şefkatin, bereketin ve çoğalmanın tanrıçası olduğu düşünülmüştür.

Kutsal evlilik bağı geleneğinin oluşmasını sağlayan ya da oluşmasında en büyük katkıyı veren tanrıçanın İnanna olduğu söylenir.

Sümer Panteonundaki Diğer Önemli Tanrı ve Tanrıçalar

İşkur: Yağmurdan ve fırtınadan sorumlu tanrıydı. Akadlar’ da kendisine Adad ismiyle seslenilmiştir. Kült merkezi Karkara şehriydi. Sümerler genel olarak İşkur’u An’ın oğlu kabul etmiş olsa da bazı tabletlerde Enlil’in oğlu olarak geçtiği görülür. İşkur, ejderha- aslan şeklinde tasvir edilmiş aynı zamanda kendisine kehanet tanrısı olarak da ibadet edilmiştir.

Nanşe: Lagaş kenti kült merkeziydi. Enki’ nin kızı olduğuna inanılıyordu. Nanşe, kehanetler ve rüyaların tanrıçasıydı. Nanşe, insanların etik ve ahlaki davranışlarından da sorumluydu. Nanşe veziri Hendursag’ ı insanların günah ve sevaplarını tespit etmesi için bizzat görevlendirmişti. Etik olmayan davranışlar karşısında cezalandırıcı rol oynarken güçsüzlerin yanında yer alıp onlara merhametini eksik etmemişti.

Namtar: Sümerler’ de kader ve yazgıdan sorumlu olan tanrıydı. Akadlar’ da adı Asig olarak geçmekteydi ve ölüler ülkesinin ciniydi.

Gibil: Adalet ve muhakeme muhakeme tanrısıydı. Bazı kaynaklarda ateş tanrısı olarak da geçmektedir. Sümerler’in tanrılar panteonunda, insanların kendi aralarında koydukları ve uyguladıkları kararları araştırmak Gibil’den sorulurdu.

Aruru: Sümer inancına göre Ana Tanrıça olarak bilinmekteydi. Babiller ise onu büyük tanrıça olarak çağırmışlardır.

Ningal: Ninga ay tanrısı Nanna’nın karısı İnanna’nın da annesidir. Kült merkezi ise Sümerler’ in Ur şehriydi. Ur şehrinin düşmesi ile birlikte şu ağıtı yaktığı tabletlerde görülmüştür; “Ey benim kentim, sen kuzusundan ayrılmış masum bir koyun gibisin.” Şans ve talih işlerinden sorumluydu.

Dumuzi: Babilde Tammuz ismiyle bilinmekteydi. Sümerler’ de bitkilerin, toprakların, bereket tanrısı olarak kabul görmüştü. Bulunan tabletler arasında Dumuzi ve eşi İnanna en çok ismi geçen tanrılardandır. Esasında Urul’un kralı olan Dumuzi burada sürmekte olan aşırı kuraklığın bitmesi ve bereketin artması için tanrıça İnanna ile evlenmişti. Sümerler panteonunda Çoban tanrı olarak adı geçmektedir.

Gallalar: Ölüler diyarının cinleriydiler. Bahtsız insanları yeraltına çekmekle görevlendirilmişlerdi . Yer altı dünyasının bilinen en kötü varlığı olarak bilinirlerdi.

Ereşkigal: Ereşkigal’ın cehennemin ilk tanrıçası olduğu kabul edilmektedir. Kocası Nergaldır. Yer altı dünyasında yedi kapılı olan cehennemde yedi yargıçla birlikte korunmaktadır.

Nergal: Sümerler’ e göre orman yangınlarından, ateşten ve bulaşıcı hastalıklarından sorumlu tanrıdır. Aynı zamanda güçlü bir savaş tanrısı oldu düşünülmektedir.

Ningirsu: Lagaş kentinin koruyuculuğunu yapmıştır. Şehrin zafer ve mağlubiyet kararlarını elinde bulundurur. Ninurta ismiyle de anılmış ve savaş tanrısı olarak kendisine ibadet edilmiştir. Ayrıca Ningir’sunun suyu gökten ve yeryüzünden ayırın, yeryüzüne son şeklini veren tanrı olduğu kabul edilmektedir.

Gılgamış Kimdir?

Uruk kralıdır ve şimdiye kadar olan Uruk kralları arasında bilinen en meşhur kraldır. Siyasi alandaki başarıları sayesinde ozanlara ilham olmuş, yaptığı işler efsaneleştirilerek dilden dile aktarılmıştır. En bilinen tabletlerden biri olan Gılgamış tabletinde başarıları , tanrılarla arasında geçen olayları ve ölümsüzlük arayışı hadiseleri geçmektedir.

Sümerler’ e göre güneş tanrısı Utu, Gılgamış’ın başı dertte olduğu her zaman yardımına koşmuş ve tehlikelerden korumuştur. Elde etmiş olduğu başarılar sayesinde Gılgamış ölümünden sonra yer altı dünyasında tanrı unvanını almıştır. Ölüler diyarında saygın bir yeri olan Gılgamış bu diyardaki mahkemenin başyargıcıdır.

Sümerler dini olarak doğa güçleriyle yakından ilişki içine girmiştir. Tanrı ve tabiat arasında olan bu ilişki kendisini hissettirecek kadar kuvvetlidir. Tanrılar olağan üstü kuvvetlere sahip olmasına rağmen insanlarda bulunan zafiyetleri de gösterdikleri görülür. Tanrı anlayışları yaşadıkları dönemin sosyal ve siyasi hayatlarının gidişatlarına göre oluşturdukları görülmektedir. Ayrıca yeme, içme evlilik ve çocuk sahibi olma gibi insani özelliklerin tanrılarda görülmesi, toplumsal hayatın tanrı anlayışı üzerindeki etkisini bizlere göstermektedir. Sonuç olarak Sümerler’in inanç sisteminde tanrı anlayışları zamana ve siyasi olaylara göre düzenli değişiklikler göstermektedir.

Anunnakiler ve İgigiler

Yeryüzü ve insanlar yaratılmadan önce Sümer tanrıları efendiler ve köle olarak ikiye ayrılıyorlardı. Sümer din panteonunda “efendi” diye adlandırılan tanrılar büyük tanrılar iken, onlara hizmet ve yardım eden tanrılar “köle” olarak isimlendirilmişti.

Bu köle olarak adlandırılan tanrılar kendi aralarında Anunnaki ve İgigi olarak iki sınıfa ayrılmıştı. Enki, tanrıların tanrılara hizmet etmesini kabul etmemiş ve bu yüzden insanları yaratmış ve kölelerin görevlerini onlara yüklemişti. Anunkiler, Ereşkigal’ın, İgigier ise An’ın himayesi altına girdiler.

Anunkiler yeraltındaki ve yeryüzündeki sularda yaşıyorlardı. İgigiler ise yıldızlarla ilişkilendirildi. Sümerler’ e göre yıldızların konumu ve hareketleri meydana gelen olaylar, insanların geleceği ve de gündelik olaylar ile bağlantı içindeydi. Sadece insanların değil şehirlerinde geleceği ellerindeydi. Bunun yanında büyücülük, fal ve kehanetten çıkan yorumlar bu yıldızların konumuna göre belirlenirdi.

Sümer Mitolojisi Gerçek Yaşamda Ne İfade Ediyordu?

Sümer’de gerçek yaşam tuzlu ve tatlı suların, güneş ile yeryüzünün ve en önemlisi bir tarım topluluğu olarak toprak ile bereketin arasındaki ilişkiyi konu almıştı. Bunun yanında toplu yaşamanın getirdiği ve olmazsa olmaz medeni kurallar vardı. Sümer mitolojisinde tanrılar ve tanrıçalar bu olguların temsili olmuşlardır.

Gökyüzü An, Yeryüzü Ki, İlksel Sular Nammu gibi Sümer Panteonunda dört binden fazla evrenin unsurunu temsil eden tanrı ve tanrıça bulunmaktadır.

Sümer Mitolojisinde Büyük Tufan Miti

Sümer mitolojisinde Gılgamış Destanı’nda geçen bir Sümer tufan miti olduğu bilinmektedir. Bu mite göre insanlara kızan tanrılar bir tufan göndererek onları cezalandırmıştır. Yalnızca Kral Ziusudra ve yanındakilerin hayatları bağışlanmıştır. Ziusudra’nın kurtulması için Tanrı Enki ona boyutları belirli olan bir gemi inşa etmesini söylemiştir. Ziusudra yanına ailesini ve her cinsten birer çift hayvanı alarak tufandan kurtulmuştur. Bu mit üç büyük dinde anlatılan tufan ile benzerlik göstermektedir.

Kaynaklar;
https://en.wikipedia.org
https://www.ancient.eu
https://www.cambridge.org


Arkadaşlarınızla paylaşın!

72
72 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish