Varoluşçuluk Nedir? Varoluşçuluğun Özellikleri Nelerdir?


On dokuzuncu yüzyıl filozofları Friedrich Nietzsche (1844-1900), Soren Kierkegaard (1813-1855) ve Fydor Dostoyevkski (1821-1881)’in öncülüğünde gelişen Varoluşçuluk, bireysel varlığın ön plana çıkaran felsefi bir akımdır. Bu akım 2. Dünya Savaşı’nda bilinirlik kazanırken günümüz yazarlarını da etkilemeye devam etmektedir. Felsefe, tiyatro, psikoloji, edebiyat başta olmak üzere birçok bilim dalını etkilemiştir. İnsan varlığını tüm yönleriyle inceleyen bu felsefe, pek çok yazarın eserlerinde karakterlerinin özelliklerine yansımıştır. Peki genel olarak Varoluşçuluk nedir? Bu akımın özellikleri nelerdir? Bu felsefenin filozofları kimlerdir? Yazımızda bu konulara açıklık getirmeye çalışacağız.

Genel Olarak Varoluşçuluk Nedir?

Varoluşçuluk diğer adıyla Egzistansiyalizm, insan varlığı üzerine tüm yönleriyle kafa yoran ve bireyselliği ön plana çıkaran bütünsel bir düşünce sisteminden çok bir felsefi sistemdir. Varoluşçulukta sorumluluk ve özgürlük kavramları ön plandadır. Bu felsefi akıma göre insan önce kendi varlığından sorumludur. Bunun için de kişilerin özgür olması gerekmektedir. Bu akımın öncülerinden olan Jean Paul Sartre, insanın özgürlüğünün dış koşullara bağlı olduğunu savunmaktadır. Devlet, medya, toplum ve diğer yönetim mekanizmalarının bireyleri baskı altında tuttuğundan bahsetmektedir.

Varoluşculuk Friedrich Nietzsche
Varoluşçuluk Friedrich Nietzsche

Varoluşçuluk temsilcileri ise deist ve ateist olarak iki guruba ayrılmaktadır. Ateist varoluşçu filozoflar, Tanrının varlığının veya yokluğunun kanıtlanamaz olduğunu bunun için de yaratıcının varlığının yok sayılması gerektiğini söylemektedirler. Deistler ise özgürlük, varlık, sorumluluk gibi kavramların metafizik yönüyle ele alınması üzerinde durmuşlardır. Bunların dışında bu felsefe, yabancılaşma üzerinde de durmuştur. İnsanın yer yüzüne fırlatıldığını savunan bu düşünce, insanın evrende yalnız olduğunu savunmaktadır. Sartre yabancılaşmayı bulantı olarak nitelendirirken hatta bu konuda Bulantı isminde bir roman da yazmıştır. Albert Camus da yabancılaşma üzerinde durmuştur. Romanı Yabancı’da herkese karşı yabancılaşma üzerinde durmaktadır. Mersault adlı karakter üzerinden yabancılaşmayı anlatan yazar romanında; mutluluk, hüzün gibi duyguları hissetmeyen bir karakteri anlatmaktadır. Egzistansiyalizm ayrıca absürd kavramı üzerinde de durmaktadır. Bu kavram üzerinde en çok Soren Kierkagaard ve Albert Camus durmuştur. Yazarlar absürt kavramını tüm yönleriyle ele almışlardır.

Varoluşçuluğun Özellikleri Nelerdir?

Varoluşçuluğa göre, birey kendi değer yargılarını kendisi oluşturur. Hayatına kendi yön verir ve kişi hayatını buna göre kurabilir. Bu felsefe, erdem ve bilimsel düşüncenin insanın var oluşlarını tek başına açıklayamayacağını savunur. Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözlerine insanın düşünerek var olmadığını var olduğu için düşünebildiğini savunmaktadır. Toplumcu bir bakış açısına sahip olan varoluşçu filozoflar, insanlara yapılacak tüm haksızlıklara karşı yine diğer tüm insanların sorumlu olduğu üzerinde durmaktadır. Egzistansiyalizmi savunan yazarlar ise;

  • Akımın kurucusu olarak Jean Paul Sarte ve Friedrich Nietzsche kabul edilmektedir. Friedrich Nietzsche ise eserleri; Böyle Buyurdu Zerdüşt, Güç İstenci, Deccal ve Şen Bilim’de varoluşçuluğun yansımalarına rastlanmaktadır. Jean Paul Sartre ise eserleri Sözcükler, Edebiyat Nedir, Bulantı ve Duvar’da varoluşçuluğun yansımaları görülmektedir.
  • Soren Kierkagaard, Kahkaha Benden Yana, Korku ve Titreme eserlerinde varoluşçuluktan etkilenmektedir. Albert Camus ise Mutlu Ölüm, Yabancı ve Düşüş’te benzer yansımalar görülmektedir.
  • Martin Heidegger de ise varoluşçuluk akımının yansımaları, “Varlık ve Zaman ve Düşünmek Ne Demektir? “de görülmektedir.
  • Türkiye’de de bu akımdan pek çok yazar etkilenmiştir. Çağdaş Türk Edebiyatının önemli yazarlarından olan bu yazarlar ise; Demir Özlü, Yusuf Atılgan, Ferit Edgü, Tezer Özlü, Orhan Duru, Adnan Özyalçıner, Bilge Karasu ve Leylâ Erbil gösterilmektedir.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz tüm bu yazarlar ve daha nicelerini etkileyen bu akım, toplumun karşında bireyin tek başına olduğunu ve onun için en önemli şeyin özgür olmak olduğunu savunmaktadır. Varoluşçuluğa göre tüm insanlar kendini tanımlama yani varolma sorumluluklarını taşımalıdırlar.


Arkadaşlarınızla paylaşın!

87
87 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishTurkish